Berat Gecesi Fazileti ve Müjdeleri!
Berat Kandili Nedir? Berat Kandilinde Ne Oldu? Berat Kandilinin Önemi ve Anlamı
Ayeti Kerime'de şöyle buyurulmuştur,
- “Ha Mim.
- (Haramı ve helali) açıklayan şu kitap hakkı için.
- Biz onu (Kur’an-ı Kerim’i) mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, (onunla) uyarıcılarız.
- Her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.
- Tarafımızdan bir emir olmak üzere. Çünkü biz, (peygamber) göndericileriz.
- Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki her şeyi işiten ve her şeyi hakkıyla bilen ancak O’dur.”
Ayeti celilede geçen Leyle-i Mübarek’den bir kısım alimlere göre Kadir Gecesi, Hazreti İkrime (Radıyallahü Anh) ve diğer bir kısım müfessirlere göre ise Beraat Gecesi’dir. Bu rivayete göre Kur’an-ı Kerim Levh-i Mahfuz’dan birinci kat semaya toptan olarak Beraat Gecesinde inzal olmuş, birinci kat semadan Peygamber Efendimiz’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de Kadir gecesinde inzal olmaya başlamıştır.
Duhan Suresi:1-6
Her hikmetli iş bu gecede ayrılır, tanzim edilir ve vazifeli meleklere ibraz edilir. Artık bu vakitten sonra tebdil ve tağyir yoktur. Bu geceye kadar, Levh-i Mahfuz’da iken Allahü Teala’nın (c.c) dilemesi ile değişiklik mümkündür. Zira Allahü Teala (c.c), oradan dilediğini mahveder, dilediğini de sabit kılar.
İbn-i Şeyh (k.s) buyurmuştur ki: “ ‘Her hikmetli iş’ ile kastedilen, o geceden gelecek seneye kadar vaki olması hükmedilen hayır, şer, rızık, ecel ve kulların her türlü işleridir. Saadet ve şekavet bunun dışındadır. Çünkü bunlar, Levh-i Mahfuz’da yazılmış bulunan ezeli hükümlerdendir.”
Rivayet olunduğuna göre, hükmedilen işlerin nüshalarının Levh-i Mahfuz’dan çıkartılmasına Beraat Gecesi’nde başlanır ve Kadir Gecesi’nde bitirilir.
Bu nüshalar dört meleğe tevdi edilir:
- Rızıklar ile ilgili nüsha Mikail’e (Aleyhisselam)
- Harpler, zelzeleler, yere batma, ay tutulması, yıldırım, vs. hadiselerin nüshası Cebrail’e (Aleyhisselam)
- Ameller nüshası büyük bir melek olan ve semanın görevlisi olan İsmail’e (Aleyhisselam)
- Musibetler ve ruhların kabzı nüshası da Azrail’e (Aleyhisselam) verilir.
Beraat gecesinde yapılacak olan ibadetlerin fazileti diğer gecelere göre daha fazladır.
Hazreti Ali’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi (Beraat Gecesi) olunca, o geceyi ibadetle ve gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti, o gece güneşin batmasından sonra dünya semasına iner. Allahü Teala (c.c) şöyle nida eder:
‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Bir derde mübtela olan yok mu, afiyet vereyim. Şunu isteyen yok mu, vereyim, şunu isteyen yok mu, vereyim…’ Bu hal, güneş doğuncaya kadar devam eder.”
Bu gece, rahmet ve mağfiret gecesidir. Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti bu gece içerisinde artar. Allahü Teala (c.c), sadece havas ehline mahsus olmayan ve bir vakit ile de sınırlı bulunmayan umumi bir şekilde rahmet sıfatı ile tecelli eder ve inayet nazarı ile dünya semasına nazar eder ki, bu rahmetiyle tecelli etmesi ve inayet nazarı, dünya ehlinin fütuhat kapılarını, dua cihetlerini, amellerin çıktığı ve ruhların yükseldiği yeri kuşatır.
Hazreti Aişe’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Cebrail (a.s) bana gelip şöyle vahyetti: ‘Bu gece, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesidir. Allahü Teala (c.c), bu gece içerisinde Kelb kabilesinin koyun sürülerinin tüyleri kadar insanı cehennemden azat eder.’ ”
Bu mübarek gece içerisinde Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Rasulullah (s.a.v) Şaban-ı Şerif ayının on üçüncü gecesi ümmeti için şefaat etme hakkı istedi ve ümmetinin üçte birine şefaat etme yetkisi kendisine verildi. On dördüncü gecede tekrar şefaat izni istedi ve ümmetin üçte ikisine şefaat izni verildi. Beraat Gecesi’nde ise ümmetin tamamına şefaat hakkı kendisine verilmiştir. Ancak Allahü Teala’ya (c.c) şirk koşanlar bu şefaatten mahrum kalacaklardır.
Zemzem suyu bu gece içerisinde ziyadeleşir (çoğalır). Ki bu gece de zemzem suyunun çoğalması ile hakikat ehlinin kalplerindeki İlahi ilimlerin çoğalmasına da işaret vardır.
BERAT GECESİNİN FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER
Hazreti Muaz İbn-i Cebel’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allahü Teala (c.c), Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi bütün yaratıklarına müttali olup onların hepsini bağışlar. Ancak müşrik ve Müslüman kardeşine kin tutanları bağışlamaz.”
Hazreti Aişe’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Cebrail (a.s) bana gelip şöyle vahyetti: ‘Bu gece, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesidir. Allahü Teala (c.c), bu gece içerisinde Kelb kabilesinin koyun sürülerinin tüyleri kadar insanı cehennemden azat eder. Ancak bu gecede Allahü Teala (c.c), şu kimselere rahmet nazarıyla bakmaz:
- Müşrik
- Müslüman kardeşine kin tutan
- Akrabalık bağlarını kesen
- Büyüklük taslayan
- Anne babasına asi olan
- İçki içmeye devam eden.”
Hazreti Abdullah İbn-i Amr’dan (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allahü Teala (c.c) Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesinde (Beraat Gecesi) yaratıklarına müttali olup, Müslüman kardeşine kin tutan ve intihar eden kimseler hariç, bütün kullarını bağışlar.”
Hazreti Ali’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi (Beraat Gecesi) olunca, o geceyi ibadetle ve gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti, o gece güneşin batmasından sonra dünya semasına iner. Allahü Teala (c.c) şöyle nida eder:
‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Bir derde mübtela olan yok mu, afiyet vereyim. Şunu isteyen yok mu, vereyim, şunu isteyen yok mu, vereyim…’ Bu hal, güneş doğuncaya kadar devam eder.”
Hazreti Raşid İbn-i Said’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesi (Beraat Gecesi), Allahü Teala (c.c) ölüm meleğine o sene öldürmek istediği her canlının ruhunu kabzetmesini vahyeder. (Bir sene içinde öleceklerin isimlerini bildirir.)”
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesi (Beraat Gecesi) Cebrail (a.s) bana gelerek ‘Ya Muhammed (s.a.v)! Başını semaya doğru kaldır’ diye buyurdu.
‘Bu gece nasıl bir gecedir?’ diye sordum.
‘Bu gece, Allahü Teala’nın (c.c) rahmet kapılarından üç yüz tanesini açtığı bir gecedir. Bu gece içinde Allahü Teala (c.c) kendisine şirk koşanlardan başka, herkesin günahını bağışlar. Ancak büyücü, kahin, devamlı şarap (içki) içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimseler müstesna. Bu kimseler tevbe edinceye kadar Allahü Teala (c.c) bu kimseleri bağışlamaz.’ diye buyurdu.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra Cebrail (a.s) yine geldi ve şöyle dedi:
‘Ya Muhammed (s.a.v)! Başını kaldır.’ Birde baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında bir melek durup şöyle sesleniyordu:
‘Ne mutlu bu gecede rüku edenlere.’
İkinci kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Ne mutlu bu gecede secde edenlere.’
Üçüncü kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Bu gece dua edenlere ne mutlu.’
Dördüncü kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Bu gece Allahü Teala’yı (c.c) zikredenlere ne mutlu.’
Beşinci kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Bu gece Allahü Teala (c.c) korkusundan ağlayanlara ne mutlu.’
Altıncı kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Bu gece Müslümanlara ne mutlu .’
Yedinci kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Hiçbir dilekte bulunan yok mu ki bu gece kendisine dilediği verilsin.’
Sekizinci kapıda bir melek durmuş ve şöyle sesleniyordu:
‘Günahının bağışlanmasını isteyen yok mu ki günahları bağışlansın.’
Bunları gördükten sonra Cebrail’e (a.s) sordum:
‘Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?’ Cebrail (a.s) ise şöyle dedi:
‘Gecenin ilk vaktinden tan yeri ağarıncaya kadar.’
Sonra da ‘Ya Muhammed (s.a.v)! Allahü Teala (c.c) bu gece Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder’ diye buyurdu.”
Hazreti Aişe (r.a) şöyle rivayet etmiştir: “Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesi olduğunda Rasulullah (s.a.v), benim şalımın içinden sıyrılıp çıktı. Ben, ‘hanımlarından birisine gitmiştir’ diye endişenenip kalktım. O’nu evde aramaya başladım. Onu aramak için gezinirken ayağım, Rasulullah (s.a.v) secdede iken O’nun mübarek ayaklarına değdi.
Secdede o kadar uzun kaldı ki, Allahü Teala (c.c), O’nun ruhunu kabzetti sandım. Ayaklarına dokunduğumda hareket edince yaşadığını anlayarak sevindim. Secdede şu duaları okuduğunu hatırlıyorum:
(Secede leke sevâdî ve hayâlî ve âmene bike füâdî fehâzihî yedî ve mâ haneytü bihâ alâ nefsî. Yâ azîmü yürcâ likülli azîmin yâ azîmü iğfiriz zenbel azîme secede vechî lillezî halekahü ve şakka sem’ahü ve basarahü ve ebûü leke binniami ve eğterifu bizzünûbil azîmeti zalemtü nefsî feğfirlî innehü lâ yeğfiruz zünûbe illâ ente eûzü biafvike min ukûbetike ve eûzü birahmetike min nikmetike ve eûzü biridâke min sahatike ve eûzü bike minke celle vechüke lâ uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike.)
‘Karartım da, hayalim de Sana secde etti. Gönlüm Sana iman etti. İşte elim ve onunla kendi aleyhime işlediklerim. Ey her büyük şey için kendisine umut bağlanan Yüce Allah’ım! Ey en büyük olan! Büyük günahları affeyle. Yüzüm kendisini yaratana, kulağımı ve gözümü yaratana secde etti.
Nimetlerini Sana karşı ikrar ediyorum. Büyük günahlarımı Sana itiraf ediyorum. Ben, kendi nefsime zulmettim. Beni bağışla! Zira günahları Senden başka hiçbir kimse bağışlayamaz.
Azabından affına sığınıyorum. Hışmından rahmetine sığınıyorum. Gazabından rızana sığınıyorum. Senden Sana sığınıyorum. Senin zatın pek yüce olmakla daim oldu. Sen, kendini övdüğün gibisin, Senin kendini övdüğünden daha fazla ben Seni övemem.’
Sonra mübarek başını secdeden kaldırıp şöyle dua etti:
(Allâhümme heblî kalben tekıyyen nekıyyen mineşşerri beriyyen lâ kâfiran ve lâ şakıyyen.)
‘Ey Allah’ım! Bana kötülükten arınmış, takva sahibi, kafir ve bedbaht olmayan bir kalp bağışla.’
Daha sonra tekrar secdeye giderek şöyle dua etti:
(Ekûlü leke kemâ kâle ehî Dâvûdu aleyhisselâmü üaffiru vechî fitturâbi liseyyidî ve hukka livechi seyyidî en tüafferal vücûhü livechihî.)
‘Ya Rabbi! Sana, kardeşim Hazreti Davud’un (a.s) dediği gibi diyorum. Seyyidim (olan Allahü Teala (c.c)) için yüzümü toprağa sürüyorum. Seyyidimin (Allahü Teala’nın (c.c)) cemali için tüm yüzler toprağa sürülmeye değer.’
Daha sonra başını kaldırdı. Ben ise kıskançlıktan onun peşine düşmüş olduğumdan dolayı utandım ve ‘Anam babam Sana feda olsun ya Rasulullah (s.a.v)! Sen bir vadidesin, ben ise başka bir vadideyim’ dedim.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
‘Ey Hümeyra (r.a)! Bilmez misin ki, bu gece Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesidir. Bu gece, Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri kadar kimseyi Allahü Teala (c.c) azat eder.’
Bunun üzerine ben ‘Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin hikmeti nedir’ diye sorunca Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
‘Araplar içinde onlar kadar fazla sürüye sahip olan hiçbir kabile yoktur (da ondan).
Ancak ben, affolunacak kimseler arasında şu altı kişiden bahsetmiyorum:
- İçki içmeye devam edenler,
- Anne babasına isyan edenler,
- Zinaya devam edenler,
- Sıla-i rahmi terk edenler,
- Heykel yapanlar,
- Söz gezdirenler.”
O zaman ben, ‘Ya Rasulallah (s.a.v)! Sizin bu gece secdede bir dua okuduğunuzu işittim ki, bu zamana kadar bu duayı Sizden hiç işitmemiştim.’
Rasulullah (s.a.v) ‘Sen bu duayı ezberledin mi?’ diye sorunca ben de ‘Evet’ dedim.
Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v), ‘Bunları iyi öğren ve öğret. Çünkü Cebrail (Aleyhisselam) bana bunları secdede tekrar ve tekrar söylememi emretti’ buyurdu.
Bu şekilde Rasulullah (s.a.v) sabaha kadar ayakta ve oturarak namaza devam etti. Sabah olduğunda iki ayağı da şişmişti. Ben onları oğuştururken bir taraftan da:
‘Anam babam Sana feda olsun ya Rasulallah (s.a.v)! Kendinize çok zahmet verdiniz. Allahü Teala (c.c) Sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışlamamış mıydı? Size şunu vermemiş miydi? Size bunu vermemiş miydi?’ şeklinde sorular sorunca Rasulullah (s.a.v):
‘Ey Aişe (r.a)! (Bunca nimet karşılığında) ben, çokça şükreden bir kul olmayayım mı? Bu gece içinde neler olduğunu sen bilir misin?’ buyurdu. Ben:
‘Ey Allah’ın Rasulü (s.a.v)! Neler var?’ deyince Rasulullah (s.a.v):
‘Ademoğlullarından bir sene içinde doğacakların tamamı bu gece içinde yazılır. Öleceklerin tümü de bu gece kaydedilir. Amelleri bu gece yükseltilir, rızıkları da bu gece içinde indirilir’ buyurdu. Bunun üzerine ben:
‘Ya Rasulallah (s.a.v)! Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti olmadan kimse cennete giremez mi?’ diye sordum. Rasulullah (s.a.v):
‘Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti olmadan kimse cennete giremez’ buyurdu. Ben ‘Sizde mi ya Rasulullah (s.a.v)?’ diye sorunca mübarek elini başının üzerine koyarak:
‘Allahü Teala (c.c) rahmeti ile beni kuşatmazsa ben de giremem! Allahü Teala (c.c) rahmeti ile beni kuşatmazsa ben de giremem! Allahü Teala (c.c) rahmeti ile beni kuşatmazsa ben de giremem!’ buyurdular.”
Hazreti Ebu Nasr İbn-i Said’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının on üçüncü gecesi olduğu zaman Cebrail (a.s) bana geldi ve
‘Ya Muhammed (s.a.v)! Kalk, teheccüd vakti geldi. Ümmetin hakkında istediğini iste’ dedi. Rasulullah (s.a.v) kalktı ve Cebrail’in (a.s) dediği gibi yaptı.
Sabah olduğu zaman Cebrail (a.s) geldi ve ‘Sana ümmetinin üçte biri verildi’ dedi. Rasulullah (s.a.v) ağladı ve ‘Ey Cebrail (a.s)! Ümmetimin diğer kalan üçte ikisi hakkında bana bilgi ver’ dedi. Cebrail (a.s) ‘Ben bilmiyorum’ dedi.
Cebrail (a.s) ikinci gece yine geldi ve ‘Ya Muhammed (s.a.v)! Teheccüd vakti geldi, kalk ve teheccüd kıl’ dedi. Rasulullah (s.a.v) Cebrail’in (a.s) dediği gibi yaptı. Cebrail (a.s) fecir vakti geldi ve ‘Ya Muhammed (s.a.v)! Allahü Teala (c.c) Sana ümmetinin üçte ikisini bağışladı’ dedi. Rasulullah (s.a.v) ağladı ve ‘Ey Cebrail (Aleyhisselam)! Bana ümmetimin kalan üçte birinden haber ver’ dedi. Cebrail (a.s) ‘Ben bilmiyorum’ dedi.
Sonra Cebrail (a.s) Beraat Gecesi’nde geldi ve ‘Ya Muhammed (a.s)! Sana müjdeler olsun ki, Allahü Teala (c.c) ümmetinden Allahü Teala’ya (c.c) şirk koşmayanlardan ümmetinin tamamını sana bağışladı’ dedi.”
BERAT GECESİ HAKKINDA SALİH KİMSELERİN SÖZLERİ
Hazreti İbn-i Abbas’ın (r.a) azatlı kölesi Hazreti İkrime (r.a) şöyle buyurmuştur ki: “Bu gecede her hikmetli iş ayırt edilir” mealindeki ayet-i kerime de anlatılan gece ile murat, Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesidir. Allahü Teala (c.c) bu gece içinde sene içinde olacak bütün işleri gözden geçirir ve hazırlar. Hayattan ölüme gidecek olanlar yazılır. Beytullah’a hac ziyareti için gidecek olanlar yazılır. Artık bunların sayısında ne bir artma olur, ne de bir eksilme.
Ata İbn-i Yesar (k.s) şöyle anlatmıştır: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesinde sene içinde olacak bütün işler Allahü Teala’ya (c.c) arz olunur. Bir kimse evinden yolculuğa çıkar ama bilemez ki o gece, onun adı ölüler defterine geçmiş ve diriler arasından çıkartılmıştır.
O sene bir kimse evlenir. Halbuki onun ismi de diriler arasından silinip ölüler arasına yazılmıştır.”
Denilmiştir ki: “Allahü Teala’nın (c.c) Beraat Gecesi’ni açıktan bildirmesinde, Kadir Gecesi’ni de gizli tutmasında hikmet vardır. Şunun için ki:
Kadir Gecesi rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtulma gecesidir. Allahü Teala (c.c) bu yüzden onu gizli tuttu ki o gece hakkında kimse konuşamasın (onun vaktini bilip de sadece o gecede ibadete yönelir olmasın).
Beraat Gecesi ise izhar edilmiştir (açıklanmıştır). Zira o gece, hüküm ve kaza gecesidir. Dargınlık ve rıza gecesidir. Kabul ve red gecesidir. Kavuşmak ve kavuşamamak gecesidir. Saadet, şekavet, ikram ve paklık gecesidir.
Bu gece içinde bir kimse saadet bulur, diğer bir kimse de saadetten uzaklaşır.
Bu gecede bir kimse mükafatını alırken diğer bir kimse de ziyana uğrayıp kaybeder.
Bu gece bir kimse ikram görürken bir başkası da mahrum kalır.
Bu gece bir kimse ecir alırken bir diğeri de kovulur.
Nice yıkanıp hazırlanmış kefen vardır ki, sahibi çarşı pazarla uğraşır.
Nice kabir vardır ki, kazılıp hazırlanmıştır ama sahibi neşe ve sevinç içinde aldanıp kalmıştır.
Nice gülen ağız vardır ki yakında ölüp susacaktır.
Nice köşk ve konak vardır ki, binası tamamlanmıştır ama sahibini ölüm zifafı beklemektedir.
Nice kul vardır ki sevap bekler ama karşısına ceza çıkar.
Nice kul vardır ki müjde bekler ama karşısına hüsran ve ziyan çıkar.
Nice kul vardır ki cennet bekler ama karşısına cehennem ateşi çıkar.
Nice kul vardır ki vuslata kavuşmak bekler ama karşısına ayrılık çıkar.
Nice kul vardır ki ihsan bekler ama karşısına bela çıkar.
Nice kul vardır ki mülk bekler ama helakla karşılaşır.”

BERAT GECESİNİN İSİMLERİ
Alimler, Şaban-ı Şerif ayı için birçok isimler zikretmişlerdir. Şaban-ı Şerif ayının bir çok isminin olması, bu isimlerle müsemma olan ayın şerefinin yüceliğine delalet eder.
Leyletül Beraat (Beraat Gecesi): Bu geceye Beraat Gecesi isminin verilmesinin sebebi, bu gece içinde iki beraat fermanının verilecek olmasından dolayıdır: Bu gece içerisinde Allahü Teala (c.c) tarafından tevbe eden günahkarlara kurtuluş fermanı verilir. Bu gece içerisinde Allahü Teala’nın (c.c) veli kullarına ziyana uğramaktan yana kurtuluş fermanı verilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bu gece Allahü Teala (c.c) yarattığı kullarına nazar eder. Mü’min kullarını bağışlar, kafirlere mühlet verir, kin ve haset sahiplerini ise onlar o hallerini terk edinceye kadar kendi hallerine terk eder.”
Leyletül Mübarek (Mübarek Gece): Allahü Teala (c.c), Duhan Suresi’nde bu gece için ‘Mübarek Gece’ tabirini kullanmış ve “Muhakkak ki biz, Kur’an-ı Kerim’i mübarek bir gece (olan Beraat gecesin)de indirdik” (Duhan Suresi:3) buyurmuştur.
Her ne kadar ekseri rivayetlerde Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gecenin Kadir Gecesi olduğu bildirilmekte ise de alimlerin görüşüne göre Kur’an-ı Kerim Levh-i Mahfuz’dan birinci kat semaya toptan olarak Beraat Gecesinde inzal olmuş, birinci kat semadan Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) de Kadir gecesinde inzal olmaya başlamıştır.
Leyletür Rahmet (Rahmet Gecesi): Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti bu gecede artar. Bu gece rahmet ve mağfiret gecesidir.
Hazreti Ali’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi (Beraat Gecesi) olunca, o geceyi ibadetle ve gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü Allahü Teala’nın (c.c) rahmeti, o gece güneşin batmasından sonra dünya semasına iner. Allahü Teala (c.c) şöyle nida eder:
‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Bir derde mübtela olan yok mu, afiyet vereyim. Şunu isteyen yok mu, vereyim, şunu isteyen yok mu, vereyim…’ Bu hal, güneş doğuncaya kadar devam eder.”
Leyletül Kısmet (Kısmet Gecesi): Bu gece içinde rızıklar takdir edilip eceller belirlendiğinden dolayı bu geceye bu isim verilmiştir.
Ata İbn-i Yesar’dan (r.a) rivayet edilmiştir ki: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi olduğu zaman ölüm meleğine bir Şaban-ı Şerif ayından diğer bir Şaban-ı Şerif ayına kadar öleceklerin ismi bildirilir. Bir adam zulmeder, günah işler, evlenir, ağaç diker, halbuki o kimsenin ismi yaşayacak insanların arasından çıkartılıp ölecek olan kimselerin listesine yazılmıştır. Kadir gecesinden sonra bu geceden (Beraat Gecesinden) daha üstün hiçbir gece yoktur.“
Yine Ata İbn-i Yesar’dan (r.a) rivayet edilmiştir: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi olduğu zaman ölüm meleğine bir sayfa verilir ve ‘Bu sayfada ismi olanların ruhunu al’ denilir. Bir kimse ağaçlar diker, kadınlar ile evlenir, binalar yapar, halbuki ismi öleceklerin içindedir. Artık ölüm meleği kendisine emir verilmesini ve o kimsenin canını almayı bekler.“
Rivayet edilmiştir ki: “Bu Şaban-ı Şerif ayından bir diğer Şaban-ı Şerif ayına kadar olan eceller (Beraat Gecesinde) dağılır. Ta ki bir adam evlenir ve çocuğu olur. Halbuki onun ismi ölecek kimselerin içindedir.“
Hazreti Abdullah İbn-i Abbas’tan (r.a) rivayet edilmiştir ki: “Allahü Teala (c.c) Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi sene içerisindeki bütün hükümleri verir. Kadir Gecesinde de o hükümleri erbabına teslim eder.“
Leyletüt Tekfir (Günahları Örten Gece): Bu gecede bir senelik günahlara kefaret bulunmaktadır. Takiyyi Sübki’nin rivayet ettiğine göre; “Beraat gecesi senelik günahları, Cuma gecesi haftalık günahları, Kadir gecesi ise ömür boyunca işlenen günahları örter.”
Leyletül İcabet (İcabet Gecesi): Bu gecede yapılan dualar geri çevrilmeyip kabul edildiğinden dolayı kendisine bu isim verilmiştir.
Hazreti Abdullah İbn-i Ömer’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Beş gece vardır ki, bu gecelerde yapılan dua asla reddolunmaz:
- Cuma Gecesi
- Receb-i Şerif ayının ilk gecesi
- Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi (Beraat Gecesi)
- Kadir Gecesi
- Bayram Geceleri“
Leyletül Hayat (Hayat Gecesi): Vehb İbn-i Münebbih’ten (r.a) rivayet şöyle rivayet edilmiştir: “Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesinde ölüm meleği Allahü Teala’dan (c.c) kader ile ilgili nüshaları almakla meşgul olduğundan, o gün akşam ile yatsı arasında kimse ölmez.” Bu sebepten dolayı bu geceye Leyletül Hayat-Hayat Gecesi ismi verilmiştir.
Leyletü İdül Melaike (Meleklerin Bayram Gecesi): Bu gece, semadaki meleklerin bayram gecelerinden birisi olduğu için kendisine bu isim verilmiştir.
Rivayet edilmiştir ki: “Müslümanların iki bayramı olduğu gibi, semadaki meleklerin de iki bayram gecesi vardır.
Meleklerin bayramı şu gecelerdir:
- Beraat Gecesi
- Kadir Gecesi
- Müslümanların bayram günleri de şunlardır:
- Ramazan-ı Şerif Bayramı günü
- Kurban Bayramı günü
Meleklerin bayramı gece olur, zira onlar gece uyumazlar. Mü’minlerin bayramı ise gündüz olur. Zira onlar gece uyurlar.”
Leyletüş Şefaat (Şefaat Gecesi): Bu mübarek gece içerisinde Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şefaat hakkının tamamı verildiği için kendisine bu isim verilmiştir. Rasulullah (s.a.v) Şaban-ı Şerif ayının on üçüncü gecesi ümmeti için şefaat etme hakkı istedi ve ümmetinin üçte birine şefaat etme yetkisi kendisine verildi. On dördüncü gecede tekrar şefaat izni istedi ve ümmetin üçte ikisine şefaat izni verildi. Beraat Gecesi’nde ise ümmetin tamamına şefaat hakkı kendisine verilmiştir. Ancak Allahü Teala’ya (c.c) şirk koşanlar bu şefaatten mahrum kalacaklardır.
Leyletüs Sak (Vesika Gecesi): Bu gece içerisinde geçmiş bir senelik yapılan ameller (iyi veya kötü) mevlaya arzedilir. Gelecek bir senelik işler kayıt edilir. (Dünyaya gelecekler, ölecekler, evlenecekler, boşanacaklar, rızıklar, hayırlar, şerler, zelzeleler, harpler,...vs.) Bu gecede dört meleğe dört dosya (vesika) verilir:
- Rızıklar ile ilgili dosya Mikail’e (a.s)
- Harpler, zelzeleler, yere batma, ay tutulması, yıldırım, vs. hadiselerin dosyası Cebrail’e (Aleyhisselam)
- Ameller dosyası büyük bir melek olan ve semanın görevlisi olan İsmail’e (Aleyhisselam)
- Musibetler ve ruhların kabzı dosyası da Azrail’e (a.s) verilir.
Leyletül Caize (Hediye Gecesi): Bu gece içerisinde ibadet edenlere verilecek olan hediyelere işaretle kendisine bu isim verilmiştir.
Leyletür Rüchan (Tercih Gecesi): Bu gecenin Kadir Gecesi dışındaki diğer bütün gecelerden fazilet bakımından üstün olup tercih edildiği ve kendisinde ibadet eden kulların da diğer kullara tercih edilerek affedildiği için kendisine bu isim verilmiştir.
Leyletüt Ta’zim (Tazim Gecesi): Allahü Teala’nın (c.c) bu geceyi diğer gecelere karşı büyük saymasından ve bu gece içinde ibadet eden kulların da diğerlerinden üstün tutulmasından dolayı kendisine bu isim verilmiştir.
Leyletül Kadr (Kadir Gecesi): Bu gecenin kadir ve kıymetinin çok olması sebebiyle kendisine bu isim verilmiştir.
Leyletül Ğufran (Mağfiret Gecesi): Bu gece içerisinde günah sahibi kullar affedildiği için kendisine Mağfiret Gecesi ismi verilmiştir.
Allah bu müjdeli gecenin tüm mükafatlarından faydalanabilmeyi, tam manasıyla ihya edebilmeyi nasib eylesin!
