Berat Gecesi Okunacak Dualar
Berat gecesinde hangi dualar okunur? Berat gecesi istiğfarları neler? Berat gecesinde hangi salavat-ı şerife okunur? Namaz secdelerinde okunacak dualar nedir?
BERAT GECESİNDE SECDEDE OKUNACAK DUALAR
سَجَدَ لَكَ سَوَادِى وَ خَيَالِى وَ آمَنَ بِكَ فُؤَادِى فَهَذِهِ يَدِى وَ مَا حَنَيْتُ بِهَا عَلَى نَفْسِى. يَا عَظِيمُ يُرْجَى لِكُلِّ عَظِيمٍ يَا عَظِيمُ اِغْفِرِ الذَّنْبَ الْعَظِيمَ سَجَدَ وَجْهِى لِلَّذِى خَلَقَهُ وَ شَقَّ سَمْعَهُ وَ بَصَرَهُ وَ اَبُوءُ لَكَ بِالنِّعَمِ وَ اَغْتَرِفُ بِالذُّنُوبِ الْعَظِيمَةِ ظَلَمْتُ نَفْسِى فَاغْفِرْ لِى اِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ اَعُوذُ بِعَفْوِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ اَعُوذُ بِرَحْمَتِكَ مِنْ نِقْمَتِكَ وَ اَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَ اَعُوذُ بِكَ مِنْكَ جَلَّ وَجْهُكَ لاَ اُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ اَنْتَ كَمَا اَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ.
(Secede leke sevâdî ve hayâlî ve âmene bike füâdî fehâzihî yedî ve mâ haneytü bihâ alâ nefsî. Yâ azîmü yürcâ likülli azîmin yâ azîmü iğfiriz zenbel azîme secede vechî lillezî halekahü ve şakka sem’ahü ve basarahü ve ebûü leke binniami ve eğterifu bizzünûbil azîmeti zalemtü nefsî feğfirlî innehü lâ yeğfiruz zünûbe illâ ente eûzü biafvike min ukûbetike ve eûzü birahmetike min nikmetike ve eûzü biridâke min sahatike ve eûzü bike minke celle vechüke lâ uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike.)
‘Karartım da, hayalim de Sana secde etti. Gönlüm Sana iman etti. İşte elim ve onunla kendi aleyhime işlediklerim. Ey her büyük şey için kendisine umut bağlanan Yüce Allah’ım! Ey en büyük olan! Büyük günahları affeyle. Yüzüm kendisini yaratana, kulağımı ve gözümü yaratana secde etti.Nimetlerini Sana karşı ikrar ediyorum. Büyük günahlarımı Sana itiraf ediyorum. Ben, kendi nefsime zulmettim. Beni bağışla! Zira günahları Senden başka hiçbir kimse bağışlayamaz. Azabından affına sığınıyorum. Hışmından rahmetine sığınıyorum. Gazabından rızana sığınıyorum. Senden Sana sığınıyorum. Senin zatın pek yüce olmakla daim oldu. Sen, kendini övdüğün gibisin, Senin kendini övdüğünden daha fazla ben Seni övemem.’
İKİ SECDE ARASI OKUNACAK DUA
İki secde arasında okunacak dua:
اَللَّهُمَّ هَبْ لِى قَلْبًا تَقِيًّا نَقِيًّا مِنَ الشَّرِّ بَرِيًّا لاَ كَافِرًا وَ لاَ شَقِيًّا.
(Allâhümme heblî kalben tekıyyen nekıyyen mineşşerri beriyyen lâ kâfiran ve lâ şakıyyen.)
‘Ey Allah’ım! Bana kötülükten arınmış, takva sahibi, kafir ve bedbaht olmayan bir kalp bağışla.’
İKİNCİ SECDEDE OKUNACAK DUA
اَقُولُ لَكَ كَمَا قَالَ اَخِى دَاوُدُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ اُعَفِّرُ وَجْهِى فِى التُّرَابِ لِسَيِّدِى وَ حُقَّ لِوَجْهِ سَيِّدِى اَنْ تُعَفَّرَ الْوُجُوهُ لِوَجْهِهِ.
(Ekûlü leke kemâ kâle ehî Dâvûdu aleyhisselâmü üaffiru vechî fitturâbi liseyyidî ve hukka livechi seyyidî en tüafferal vücûhü livechihî.)
‘Ya Rabbi! Sana, kardeşim Hazreti Davud’un (Aleyhisselam) dediği gibi diyorum. Seyyidim (olan Allahü Teala (Celle Celalühü)) için yüzümü toprağa sürüyorum. Seyyidimin (Allahü Teala’nın (Celle Celalühü)) cemali için tüm yüzler toprağa sürülmeye değer.’
BERAT GECESİ DUASI
Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, akşam ile yatsı arası üç adet Yasin-i Şerif okunur.
- Birinci Yasin-i Şerif’ten sonra Beraat Gecesi duasını okur ve şöyle der: “Yarabbi! Hayırlı ve uzun ömür ver. Kaza ve belalardan emin kıl.”
- İkinci Yasin-i Şerif’ten sonra Beraat Gecesi duasını okur ve şöyle der: “Yarabbi! Helalinden bol rızık ver.”
- Üçüncü Yasin-i Şerif’ten sonra Beraat Gecesi duasını okur ve şöyle der: “Yarabbi! Son nefeste hüsnü hatime ile şehadet nasip eyle.”
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَ صَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلَّمَ. اَللَّهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ وَلاَ يَمُنُّ عَلَيْهِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَ اْلاِكْرَامِ يَا ذَا الطَّوْلِ وَ اْلاِنْعَامِ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ ظَهْرَ الْلاَجِئِينَ وَ جَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ وَ مَأْمَنَ الْخَائِفِينَ.
اَللَّهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِى عِنْدَكَ شَقِيًّا اَوْ مَحْرُومًا اَوْ مَطْرُودًا اَوْ مُقَتَّرًا عَلَىَّ فِى الرِزْقِ فَامْحُ اَللَّهُمَّ بِفَضْلِكَ شَقَاوَتِي وَ حِرْمَانِي وَ طَرْدِى وَ اِقْتَارَ رِزْقِى وَ اثْبُتْنِى عِنْدَكَ فِى اُمِّ الْكِتَابِ سَعِيدًا مَرْزُوقًا مُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فَإِنَّكَ قُلْتَ وَ قَوْلُكَ الْحَقُّ فِى كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ: ﴿يَمْحُو اللهُ مَا يَشَآءُ وَ يُثْبِتُ وَ عِنْدَهُ اُمُّ الْكِتَابِ﴾
اِلَهِى بِالتَّجَلِّى اْلاَعْظَمِ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَهْرِ شَعْبَانِ الْمُكَرَّمِ الَّتِي يُفْرَقُ فِيهَا كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَ يُبْرَمُ اَسْأَلُكَ اَنْ تَكْشِفَ عَنَّا مِنَ الْبَلاَءِ مَا نَعْلَمُ وَ مَا لاَ نَعْلَمُ وَ مَا اَنْتَ بِهِ اَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ اْلاَعَزُّ اْلاَكْرَمُ. وَ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلَّمَ.
(Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve sallallâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem. Allâhümme yâ zel menni ve lâ yemunnu aleyke yâ zel celâli vel ikrâmi yâ zet tavli vel in’ami lâ ilâhe illâ ente zahrel eciîne ve cârel müstecîrîne ve me’menel hâifîn.
Allâhümme in künte ketebtenî indeke şekiyyen ev mahrûmen ev matrûden ev mukatteran aleyye fi rızki femhu allâhümme bifadlike şekâvetî ve hirmânî ve tardî vektâri rızkî vesbutnî indeke fî ümmil kitâbi saîden merzûkan muvaffekan lilhayrâti feinneke kulte ve kavlükel hakku fi kitâbikel münzeli alâ lisâni nebiyyikel mürseli ‘Yemhullâhü mâ yeşâu ve yesbütü indehu ümmül kitâb’.
İlâhi bittecellil e’zami fî leyletin nıfsi min şehri şa’bânil mükerremilletî yüfraku fîhâ küllü emrin hakîmin ve yübramü es’elüke en tekşife annâ minel belâi mâ na’lemü ve mâ lâ na’lemü ve mâ ente bihi e’lemü inneke entel eazzül ekrem. Ve sallallâhü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem.)
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın (Celle Celalühü) adı ile (duaya başlıyorum). Allahü Teala (Celle Celalühü), Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), O’nun aile efradına ve eshabına lütfu ile muamele etsin. Her türlü dünya ve ahiret zorluklarından kurtarsın. Ey kendisinin üstünde başka iyilik sahibi olmayan iyilik sahibi, azamet ve ikram sahibi, kudret ve ihsan sahibi Yüce Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Ey sığınanların dayanağı, imdat isteyenlerin komşusu, korkanların güvencesi!
Ey Allah’ım! Sen beni kendi katında bedbaht ve rahmetinden mahrum bırakılmış, kovulmuş ve rızkı dar edilmiş olarak yazdı isen lütfu keremin ile bedbahtlığımı, mahrumluğumu, kovulmamı ve rızkımın dar olmasını sil! Ey Allah’ım! Sen beni katında rızıklandırılmış olan bahtiyar, hayırlara muvaffak olmuş olarak sabit kıl. Çünkü Senin buyurduğun söz hak olduğu halde gönderilen Peygamberinin lisanı üzere şöyle buyurdun: ‘O Allahü Teala (Celle Celalühü) dilediğini siler, dilediğini de sabit kılar. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır.’[1] Ra’d Suresi:39
Ey Allah’ım! Kendisinde hikmetli olan her bir işin ayrıldığı mükerrem Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesinde büyük tecellin ile Senden bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz, fakat Senin ziyadesi ile bildiğin belaları def etmeni istiyorum. Zira Sen, kerem ve izzet sahibisin. Allahü Teala (Celle Celalühü), Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), O’nun aile efradına ve eshabına lütfu ile muamele etsin. Her türlü dünya ve ahiret zorluklarından kurtarsın.”[1] Muhammed Maliki, Ma Za Fi Şa’ban:100
ABDÜLKADİR-İ GEYLANİ (KUDDİSE SIRRAHÜ) HAZRETLERİNİN BERAT GECESİ DUASI
اَللَّهُمَّ اِذِ اطَّلَعْتَ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ عَلَى خَلْقِكَ، فَعُدْ عَلَيْنَا بِمَنِّكَ وَ عِتْقِكَ، وَ قَدِّرْ لَنَا مِنْ فَضْلِكَ وَاسِعَ رِزْقِكَ، وَاجْعَلْنَا مِمَّنْ يَقُومُ لَكَ فِيهَا بِبَعْضِ حَقِّكَ.
اَللَّهُمَّ مَنْ قَضَيْتَ فِيهَا بِوَفَاتِهِ فَاقْضِ مَعَ ذَلِكَ لَهُ رَحْمَتَكَ، وَ مَنْ قَدَّرْتَ طُولَ حَيَاتِهِ فَاجْعَلْ لَهُ مَعَ ذَلِكَ نِعْمَتَكَ، وَ بَلِّغْنَا مَا تَبْلُغُ اْلآمَالُ اِلَيْهِ، يَا خَيْرَ مَنْ وَقَفَتِ اْلاَقْدَامُ بَيْنَ يَدَيْهِ يَا رَبِّ الْعَالَمِينَ، بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَيْرَ خَلْقِهِ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ.
(Allâhümme izittale’te leyleten nısfi min şa’bâne alâ halkıke, feud aleynâ bimennike ve ıtkike ve kadir lenâ min fadlike vâsia rızkıke, vec’alnâ mimmen yekûmü leke fîhâ biba’di hakkike.
Allâhümme men kadayte fîhâ bivefâtihi fekdi mea zâlike lehü rahmeteke, ve men kadderte tûle hayâtihi fec’al lehü mea zalike ni’metike, ve belliğnâ mâ tebluğul âmâlü ileyhi, yâ hayra men vekafetil ekdâmi beyne yedeyhi yâ rabbil âlemîne, birahmetike yâ erhamer rahimîne, ve sallallâhü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin hayra halkıhi ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn.)
“Ey Allah’ım (Celle Celalühü)! Sen, Şaban-ı Şerif ayının yarı gecesinde yarattıklarına tecelli buyururken lütfunu ve cehennemden beraatini bize de ihsan eyle. Fazlu keremin ile bize bol rızıklar ver. Bizleri verdiğin nimetlerin hiç olmazsa bir kısım haklarını yerine getirenlerden eyle.
Ey Allah’ım (Celle Celalühü)! Bu gece ölmesini hükmettiğin kimselere rahmetin ile muamele et. Kimin de uzun yaşamasını dilediysen bunu da nimetinle beraber takdir et. Bizi emellerimizin ulaştığı derecelere ulaştır. Ey huzurunda tüm ayakların durup kaldığı varlıkların en hayırlısı! Ey acıyanların en rahmetlisi! Allahü Teala (Celle Celalühü) mahlukatının en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), O’nun aline ve eshabına çokça salat eylesin (Amin)!”
İMAM HABİB HASEN HADDAD’IN (KUDDİSE SIRRAHÜ) BERAT GECESİ DUASI
إِلَهِى تَعَرَّضَ إِلَيْكَ فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ الْمُتَعَرِّضُونَ وَ قَصَدَكَ وَ أَمَّلَ مَعْرُوفَكَ وَ فَضْلَكَ الطَّالِبُونَ وَ رَغِبَ إِلَى جُودِكَ وَ كَرَمِكَ الرَّاغِبُونَ، وَ لَكَ فِى هَذِهِ اللَّيْلَةِ نَفَحَاتٌ وَ عَطَايَا وَ جَوَائِزُ وَ مَوَاهِبُ وَ هِبَاتٌ تَمُنُّ بِهَا عَلَى مَنْ تَشَآءُ مِنْ عِبَادِكَ وَ تَخُصُّ بِهَا مَنْ أَحْبَبْتَهُ مِنْ خَلْقِكَ وَ تَمْنَعُ وَ تَحْرُمُ مَنْ لَمْ تَسْبِقْ لَهُ الْعِنَايَةُ مِنْكَ فَأَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَحَبِّ اْلأَسْمَاءِ إِلَيْكَ وَ أَكْرَمِ اْلأَنْبِيَاءِ عَلَيْكَ أَنْ تَجْعَلَنِي مِمَّنْ سَبَقَتْ لَهُ مِنْكَ الْعِنَايَةُ وَ اجْعَلْنِي مِنْ أَوْفَرِ عِبَادِكَ وَ أَجْزَلِ خَلْقِكَ حَظًّا وَ نَصِيبًا وَ قِسْمًا وَ هِبَةً وَ عَطِيَّةً فِي كُلِّ خَيْرٍ تَقْسِمُهُ فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ أَوْ فِيمَا بَعْدَهَا مِنْ نُورٍ تَهْدِى بِهِ، اَوْ رَحْمَةٍ تَنْشُرُهَا، اَوْ رِزْقٍ تَبْسُطُهُ، اَوْ ضُرٍّ تَكْشِفُهُ، اَوْ ذَنْبٍ تَغْفِرُهُ، اَوْ شِدَّةٍ تَدْفَعُهَا، اَوْ فِتْنَةٍ تَصْرِفُهَا، اَوْ بَلاَءٍ تَرْفَعُهُ، اَوْ مُعَافَاةٍ تَمُنُّ بِهَا، اَوْ عَدُوٍّ تَكْفِيهِ، فَاكْفِنِى كُلَّ شَرٍّ، وَ وَفِّقْنِى اَللَّهُمَّ لِمَكَارِمِ اْلاَخْلاَقِ، وَارْزُقْنِى الْعَافِيَةَ وَالْبَرَكَةَ وَالسَّعَةَ فِى اْلاَرْزَاقِ، وَ سَلِّمْنِى مِنَ الرِّجْزِ وَالشِّرْكِ وَالنِّفَاقِ.
اَللَّهُمَّ اِنَّ لَكَ نَسَمَاتِ لُطْفٍ اِذَا هَبَّتْ عَلَى مَرِيضِ غَفْلَةٍ شَفَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ نَفَحَاتِ عَطْفٍ اِذَا تَوَجَّهَتْ اِلَى اَسِيرِ هَوًى اَطْلَقَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ عِنَايَاتٍ اِذَا لاَ حَظَتْ غَرِيقًا فِى بَحْرِ ضَلاَلَةٍ اَنْقَذَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ سَعَادَاتٍ اِذَا اَخَذَتْ بِيَدِ شَقِىٍّ اَسْعَدَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ لَطَائِفَ كَرَمٍ اِذَا ضَاقَتِ الْحِيلَةُ لِمُذْنِبٍ وَسَّعَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ فَضَائِلَ وَ نِعَمًا اِذَا تَحَوَّلَتْ اِلَى فَاسِدٍ اَصْلَحَتْهُ، وَ اِنَّ لَكَ نَظَرَاتِ رَحْمَةٍ اِذَا نَظَرْتَ بِهَا اِلَى غَافِلٍ اَيْقَظَتْهُ، فَهَبْ لِىَ اللَّهُمَّ مِنْ لُطْفِكَ الْخَفِىِّ نَسْمَةً تَشْفِى مَرَضَ غَفْلَتِى، وَانْفَحْنِى مِنْ عَطْفِكَ الْوَفِىِّ نَفْحَةً طَيِّبَةً تُطْلِقُ بِهَا اَسْرِى مِنْ وِثَاقِ شَهْوَتِى، وَالْحَظْنِى وَاحْفَظْنِى بِعَيْنِ عِنَايَتِكَ مُلاَحَظَةً تُنْقِذُنِى بِهَا وَ تُنْجِينِى بِهَا مِنْ بَحْرِ الضَّلاَلَةِ وَ آتِنِى مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً فِى الدُّنْيَا وَاْلآخِرَةِ تُبَدِّلُنِى بِهَا سَعَادَةً مِنْ شَقَاوَةٍ، وَاسْمَعْ دُعَائِى، وَ عَجِّلْ اِجَابَتِى، وَاقْضِ حَاجَتِى وَ عَافِنِى، وَ هَبْ لِى مِنْ كَرَمِكَ وَ جُودِكَ الْوَاسِعِ مَا تَرْزُقْنِى بِهِ اْلاِنَابَةَ اِلَيْكَ مَعَ صِدْقِ اللَّجَاءِ وَ قَبُولِ الدُّعَاءِ، وَ اَهِّلْنِى لِقَرْعِ بَابِكَ لِلدُّعَاءِ يَا جَوَادُ حَتَّى يَتَّصِلَ قَلْبِى بِمَا عِنْدَكَ، وَ تُبْلِغُنِى بِهَا اِلَى قَصْدِكَ يَا خَيْرَ مَقْصُودٍ، وَ اَكْرَمَ مَعْبُودٍ اَبْتَهِلُ وَ اَتَضَرَّعُ اِلَيْكَ فِى طَلَبِ مَعُونَتِكَ، وَاتَّخِذُكَ يَا اِلَهِى مَفْزَعًا وَ مَلْجَأً اَرْفَعُ اِلَيْكَ حَاجَتِى وَ مَطَالِبِى وَ شَكْوَاىَ، وَ اُبْدِى اِلَيْكَ ضُرِّى، وَ اُفَوِّضُ اِلَيْكَ اَمْرِى وَ مُنَاجَاتِى، وَاعْتَمِدُ عَلَيْكَ فِى جَمِيعِ اُمُورِى وَ حَالاَتِى.
اَللَّهُمَّ اِنَّ هَذِهِ اللَّيْلَةَ خَلْقٌ مِنْ خَلْقِكَ فَلاَ تَبْلُنِى فِيهَا وَ لاَ بَعْدَهَا بِسُوءٍ وَ لاَ مَكْرُوهٍ، وَ لاَ تُقَدِّرْ عَلَىَّ فِيهَا مَعْصِيَّةً وَ لاَ زَلَّةً وَ لاَ تُثْبِتْ عَلَىَّ فِيهَا ذَنْبًا، وَ لاَ تَبْلُنِى فِيهَا اِلاَّ بِالَّتِى هِىَ اَحْسَنُ، وَ لاَ تُزَيِّنْ لِى جَرَائَةً عَلَى مَحَارِمِكَ، وَ لاَ تَرْكًا لِطَاعَتِكَ، وَ لاَ اِسْتِخْفَافًا بِحَقِّكَ، وَ لاَ شَكًّا فِى رِزْقِكَ، فَاَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ نَظْرَةً مِنْ نَظَرَاتِكَ وَ رَحْمَةً مِنْ رَحَمَاتِكَ، وَ عَطِيَّةً مِنْ عَطَايَّاتِكَ اللَّطِيفَةِ، وَارْزُقْنِى مِنْ فَضْلِكَ، وَاكْفِنِى شَرَّ خَلْقِكَ، وَاحْفَظْ عَلَىَّ دِينَ اْلاِسْلاَمِ، وَانْظُرْ اِلَيْنَا بِعَيْنِكَ الَّتِى لاَ تَنَامُ، وَ آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَ آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَ آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنَا عَذَابَ النَّارِ.
اِلَهِى بِالتَّجَلِّى اْلاَعْظَمِ، فِى لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الشَّهْرِ اْلاَكْرَمِ، الَّتِى يُفْرَقُ فِيهَا كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ وَ يُبْرَمُ، اِكْشِفْ عَنَّا مِنَ الْبَلاَءِ مَا نَعْلَمُ وَ مَا لاَ نَعْلَمُ، وَاغْفِرْ لَنَا مَا اَنْتَ بِهِ اَعْلَمُ، وَاغْفِرْ لَنَا مَا اَنْتَ بِهِ اَعْلَمُ، وَاغْفِرْ لَنَا مَا اَنْتَ بِهِ اَعْلَمُ.
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ وَ أَسْتَغْفِرُكَ مِنْ كُلِّ مَا تَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ.
اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ وَ مَا لاَ أَعْلَمُ.
اَللَّهُمَّ اِنَّ الْعِلْمَ عِنْدَكَ وَ هُوَ عَنَّا مَحْجُوبٌ، وَ لاَ نَعْلَمُ اَمْرًا نَخْتَارُهُ ِلاَنْفُسِنَا، وَ قَدْ فَوَّضْنَا اِلَيْكَ اُمُورَنَا، وَ رَفَعْنَا اِلَيْكَ حَاجَاتِنَا، وَ رَجَوْنَاكَ لِفَاقَاتِنَا وَ فَقْرِنَا، فَأَرْشِدْنَا يَا اَللهُ، وَ ثَبِّتْنَا وَ وَفِّقْنَا اِلَى اَحَبِّ اْلاُمُورِ اِلَيْكَ، وَ اَحْمَدِهَا لَدَيْكَ، فَاِنَّكَ تَحْكُمُ بِمَا تَشَاءُ وَ تَفْعَلُ مَا تُرِيدُ، وَ اَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، وَ لاَ حَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمُ، سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ، وَ سَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلَّمَ.
(İlâhî tearrada ileyke fi hazihil leyletil mütearridûne ve kasadeke ve emele ma’rûfeke ve fadleket tâlibûne ve rağibe ilâ cûdike ve keramiker râğibûn. Ve leke fî hâzihil leyleti nefehâtün ve atâyâ ve cevâizü ve mevâhibü ve hibâtün temunnu bihâ alâ men teşâü min ibâdike ve tehussu bihâ men ehbebtehü min halkike ve temneu ve tehrumu men lem tesbik lehül inâyetü minke fees’elüke yâ Allâhü bi ehibbil esmâi ileyke ve ekramil enbiyâi aleyke en tec’alenî mimmen sebekat lehü minkel inâyetü vec’alnî min evferi ibâdike ve eczeli halkike hazzen ve nasîben ve kısmen ve hibeten ve atıyeten fî külli hayrin teksimühü fî hâzihil leyleti ev fîmâ ba’dehâ min nûrin tehdî bihî ev rahmetin tenşuruhâ ev rızkin tebsutuhû ev durrin tekşifühü ev zehbin teğfiruhü ev şiddetin tedfeuhâ ev fitnetin tesrifuhâ ev belâin terfeuhü ev muâfâtin temunnü bihâ ev aduvvin tekfîhi fekfinî külle şerrin ve veffiknî Allâhümme limekârimil ehlâki verzuknil âfiyete vel berakete vessiate fil erzâki ve sellimnî minerriczi veşşirki vennifâk.
Allâhümme inne leke nesemâti lütfin izâ hebbet alâ merîdi ğafletin şefethü ve inne leke nefehâti atfin izâ teveccehet ilâ esîri hevan etlekathü ve inne leke inâyâtin izâ lâ hazzat ğarîkan fî behri dalâletin enkazethü ve inne leke seâdâtin izâ ehazet biyedi şakiyyin esadethü ve inne leke letâife keremin izâ dâkatil hîletü limüznibin vesseathü ve inne leke fedâile ve niamen izâ tehavvelet ilâ fâsidin eslehethü ve inne leke nezarâti rahmetin izâ nezarte bihâ ilâ ğâfilin eykazathü feheb liye Allâhümme min lütfikel hafiyi nesmeten teşfî merada ğafletî venfehnî nim atfikel vefiyyi nefhaten tayyibaten tutliku bihâ esrî min visâki şehvetî velhaznî vehfeznî biaydi inâyetike mülâhazaten tünkizunî bihâ ve tüncînî bihâ min bahrid dalâleti ve âtinî min ledünke rahmeten fiddünyâ vel âhireti tübeddilunî bihâ seâdeten min şekâvetin vesme’ duâî ve accil icâbetî vekdi hâcetî ve âfinî ve heblî min keramike ve cûdikel vâsii mâ terzuknî bihil inâbete ileyke mea sıdkillecâi ve kabûlid duâi ve ehhilnî likar’i bâbike lidduâi yâ cevâdü hattâ yettesile kalbî bimâ indeke ve tübliğunî bihâ ilâ kasdike yâ hayra maksûdin ve ekrame ma’bûdin ebtehilü ve etedarrau ileyke fî talebi meûnetike vettehizuke yâ ilâhî mağzean ve melcen erfeu ileyke hâcetî ve metâlibî ve şekvâye ve übdî ileyke durrî ve üfevvidu ileyke emrî ve münâcâtî ve’temidü aleyke fî cemîi ümûrî ve hâlâtî.
Allâhümme inne hâzihil leylete halkun min halkike felâ teblunî fîhâ ve lâ ba’dehâ bisûin ve lâ mekrûhin ve lâ tükaddir aleyye fîhâ ma’siyyeten ve lâ zelleten ve lâ tüsbit aleyye fîhâ zenben ve lâ teblunî fîhâ illâ biletlî hiye ehsenü ve lâ tüzeyyin lî cerâeten alâ mehârimike ve lâ terken litâatike ve lâ istihfâfen bihakkike ve lâ şekken fî rızkıke feeselüke Allâhümme nezraten min nezarâtike ve rahmeten min rahemâtike ve atiyyeten min atayyâtikel latîfeti verzuknî min fadlike vekfinî şerra halkıke vehfaz aleyye dînel islâmi venzur ileynâ biaynikellletî lâ tenâmü ve âtina fiddünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr ve âtina fiddünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr ve âtina fiddünyâ haseneten ve fil âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr.
İlâhî bittecellil e’zami fî leyletin nısfi min şa’bâneş şehril ekramilletî yüfraku fîhâ küllü emrin hakîmin ve yübremü ikşif annâ minel belâ imâ na’lemü ve mâ lâ na’lemü veğfir lenâ mâ ente bihi e’lemü, veğfir lenâ mâ ente bihi e’lemü, veğfir lenâ mâ ente bihi e’lemü.
Allahümme innî es’elüke min hayri mâ ta’lemü ve eûzü bike min şerri mâ ta’lemü ve estağfirüke min külli mâ ta’lemü inneke ente allâmul ğuyûb.
Allahümme innî es’elüke min hayri mâ ta’lemü ve mâ la e’lemü.
Allâhümme innel ilme indeke ve hüve annâ mahcûbün ve lâ na’lemü emran nehtârühü lienfüsinâ ve kad fevvednâ ileyke ümûranâ ve rafe’nâ ileyke hâcâtina ve racevnâke lifâkâtinâ ve fakrinâ feerşidnâ yâ Allâhü ve sebbitnâ ve veffiknâ ilâ ehabbil ümûri ileyke ve ehmedihâ ledeyke feinneke tehkümü bimâ teşâü ve tef’alü mâ türîdü ve ente alâ külli şey’in kadîrun ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîmü sübhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yesifûne ve selâmün alel mürselîne velhamdü lillâhi rabbil âlemîne ve sallallâhü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem.)
“Ey Allah’ım! Bu gece bütün yönelenler Sana yöneldi. Rahmetini isteyenler rahmetini arzu etti. Keremine rağbet edenler keremine rağbet etti. Senin için bu gecede kulların içerisinden sevdiklerine ait kıldığın ve Senin tarafından kendisine yardım etmen ezeli ilminde mevcut olmayan kişilerden mahrum ettiğin bol bol hibeler ve bahşişler vardır.
Ey Allah’ım! Sana isimlerin en sevimli olanı ve Sana peygamberlerin en keremlisi olanı hürmetine, ben Senden kendimi ezeli ilminde kendisine yardım edileceği bilinen kullarından kılmanı isterim. Beni bu gecede taksim ettiğin hayırlar hususunda bol bol nasiplere nail olan kullarından eyle. Bu geceden sonra kendisiyle hidayete erdirdiğin nurdan, dağıttığın rahmetten, yaydığın rızıktan, defettiğin zarardan, affettiğin günahtan, defettiğin şiddetten, engellediğin fitneden, ortadan kaldırdığın beladan, ihsan ettiğin sıhhatten, kendisine kafi geldiğin düşmandan olduğu haldeki nasiplere en çok nail olan kullarından eyle.
Ey Allah’ım! Benim hakkımdaki her türlü şerre kafi gel. Beni güzel ahlaklı kıl. Bana sıhhat, rızık genişliği ve bereketli rızık ver. Beni her türlü pislikten, şirkten ve nifaktan kurtar.
Ey Allah’ım! Senin lütuf rüzgarların vardır. O rüzgarlar gaflet hastalığına yakalanan hastaya estiği zaman ona şifa verir. Senin şefkat kokuların vardır. O kokular nefsine esir olan kimseye yöneldiği zaman onu esaretten serbest bırakır. Senin yardımların vardır. O yardımlar delalet denizinde boğulan kimseyi gözettiği zaman onu kurtarır. Senin saadetlerin vardır. O saadetler (hidayetler), şaki kimselerin elinden tuttuğu zaman o kimseyi mesut eder. Senin kerem planların vardır. O planlar günahkar kişinin planları bittiği zaman ona genişlik verir. Senin nimetlerin vardır. O nimetler fasit olan kimseye yöneldiği zaman onu ıslah eder. Senin rahmet nazarların vardır. Sen o nazarlar ile gafil kişiye nazar eylediğin zaman o kimseyi gafletten uyandırır.
Ey Allah’ım! Benim için gizli olan lütfundan gaflet hastalığıma şifa verecek rüzgar hibe et. Ey Allah’ım! Bana bol olan şefkatinden şehvet ipinden esirliğimi kurtaracak güzel kokunu yay. Ey Allah’ım! Beni delalet denizinden kurtaracak gözetmekle beni gözet. Ey Allah’ım! Bana kendi katından kendisi sebebiyle şekavetten saadete beni değiştirecek olan rahmetini ver. Duamı işit. Duama icabetini de acil kıl. İhtiyacımı gider. Bana sıhhat ver. Duamı kabul etmen ile beraber benim Sana dönmemi sağlayacak olan şeyi kereminle bana hibe et. Ey cömert olan Allah’ım! Dua için kapını çalmaya beni ehil (layık) kıl ki kalbim Senin katındaki şeylerle beraber olsun. Yardımını isteme hususunda Sana yalvarıyorum. Ve ben Seni sığınak ediniyorum. Bu sebeple Sana ihtiyacımı, talebimi ve şikayetimi bildiriyorum. Zararımı Sana izhar ediyorum. İşlerimi ve münacatımı Sana havale ediyorum.
Ey Allah’ım! Şüphesiz bu gece (Beraat Gecesi) yarattığın bir gecedir. Öyle ise beni bu gece ile ve bu geceden sonra kötü ve çirkin olan bir şeyle imtihan etme. Bu gecede benim üzerime günahı ve yanlışlığı takdir etme. Bu gecede benim üzerime günah sabit kılma. Beni bu gecede en güzel bir şekilde imtihan eyle.
Ey Allah’ım! Bana haramlarıma karşı cesaretimi, Sana itaati terk etmeyi, dinini hafife almayı, rızkında şüpheye düşmeyi süslü olarak gösterme.
Ey Allah’ım! Ben Senden nazarlarından bir kere nazar etmeni, rahmetlerinden bir kere rahmet etmeni, gizli bahşişlerinden bir kere bahşişini isterim. Bana fazlı kereminden rızık ver. Benim için mahlukundan şerli olanlarına kafi gel. Benim üzerime İslam dinini muhafaza et. Bize uyumayan gözünle bak (bizi devamlı suretle gözet). Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.
Ey Allah’ım! Kendisinde her hikmetli işin ayrıldığı Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesindeki büyük tecellin ile bizden bildiğimiz ve bilmediğimiz belaları kaldır. Senin ziyadesiyle bildiğin günahları bizim için bağışla. Senin ziyadesiyle bildiğin günahları bizim için bağışla. Senin ziyadesiyle bildiğin günahları bizim için bağışla.
Ey Allah’ım! Ben Senden bildiğin şeylerin en hayırlısını istiyorum. Bildiğin şeylerin şerli olanlarından Sana sığınırım. Bildiğin şeylerin her biri sebebi ile Senden mağfiret talep ederim. Zira Sen, görülmeyen şeyleri ziyadesi ile bilensin.
Ey Allah’ım! Şüphesiz ki ilim Senin katındadır. O ilim bizden gizlenmiştir. Biz kendi nefislerimiz için seçtiğimiz şeyleri bilemeyiz. Biz işlerimizi Sana havale ettik. İhtiyaçlarımızı Sana bildirdik. İhtiyaçlarımız için Sana ümit bağladık.
Ey Allah’ım! Bizi irşad et. Bizi sabit kıl. Senin katında en sevimli, en değerli olan işlere bizleri muvaffak kıl. Zira Sen, dilediğin şeyle hükmedersin, istediğini yaparsın. Sen her şeye kadirsin. Günahlardan dönmek, ibadetlere kuvvet bulmak ancak yüce olan Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) yardımı iledir. İzzet sahibi olan Rabbini o müşriklerin iftiralarından tenzih et. Selam, gönderilen peygamberlerin üzerine olsun. Bütün hamdler, alemlerin Rabbi olan Allahü Teala’ya (Celle Celalühü) mahsustur. Allahü Teala (Celle Celalühü), Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), onun aile efradına ve eshabına lütfu ile muamele etsin. Her türlü dünya ve ahiret zorluklarından kurtarsın.”
İmam Habib Hasen Haddad’dan (Kuddise Sırrahü) rivayet edilen bir diğer Berat Gecesi duası şöyledir:
يَمُنُّ عَلَيْكَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَ اْلاِكْرَامِ يَا ذَا الطَّوْلِ وَ اْلاِنْعَامِ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ ظَهْرَ الْلاَجِئِينَ وَ جَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ وَ مَأْمَنَ الْخَائِفِينَ.
اَللَّهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِى عِنْدَكَ شَقِيًّا اَوْ مَحْرُومًا اَوْ مُقَتَّرًا عَلَىَّ فِى الرِزْقِ فَامْحُ شَقَاوَتِي وَ حِرْمَانِي وَ تَقْتِيرَ رِزْقِي وَ اثْبُتْنِى عِنْدَكَ سَعِيدًا مَرْزُوقًا وَ مُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فَإِنَّكَ قُلْتَ وَ قَوْلُكَ الْحَقُّ فِي كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ: ﴿يَمْحُو اللهُ مَا يَشَآءُ وَ يُثْبِتُ وَ عِنْدَهُ اُمُّ الْكِتَابِ﴾ اِلَهِى بِالتَّجَلِّى اْلاَعْظَمِ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانِ الْمُكَرَّمِ اَلَّتِي يُفْرَقُ فِيهَا كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَ يُبْرَمُ اِكْشِفْ عَنِّي مِنَ الْبَلاَءِ مَا أَعْلَمُ وَ اغْفِرْ لِي مَا أَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ.
اَللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنْ أَعْظَمِ عِبَادِكَ حَظًّا وَ نَصِيبًا فِي كُلِّ شَىْءٍ قَسَمْتَهُ فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ مِنْ نُورٍ تَهْدِي بِهِ أَوْ رَحْمَةٍ تَنْشُرُهَا أَوْ رِزْقٍ تَبْسُطُهُ أَوْ فَضْلٍ تَقْسِمُهُ عَلَى عِبَادِكَ الْمُؤْمِنِينَ يَا اَللهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ.
اَللَّهُمَّ هَبْ لِي قَلْبًا نَقِيًّا مِنَ الشِّرْكِ بَرِيًّا لاَ كَافِرًا وَلاَ شَقِيًّا. وَ قَلْبًا سَلِيمًا خَاشِعًا ضَارِعًا. اَللَّهُمَّ امَْلأْ قَلْبِي بِنُورِكَ وَ أَنْوَارِ مُشَاهَدَتِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ وَ مَحَبَّتِكَ وَ عِصْمَتِكَ وَ قُدْرَتِكَ وَ عِلْمِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى اَلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلَّمَ.
عَلَيْكَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَ اْلاِكْرَامِ يَا ذَا الطَّوْلِ وَ اْلاِنْعَامِ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ ظَهْرَ الْلاَجِئِينَ وَ جَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ وَ مَأْمَنَ الْخَائِفِينَ.
اَللَّهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِى عِنْدَكَ شَقِيًّا اَوْ مَحْرُومًا اَوْ مُقَتَّرًا عَلَىَّ فِى الرِزْقِ فَامْحُ شَقَاوَتِي وَ حِرْمَانِي وَ تَقْتِيرَ رِزْقِي وَ اثْبُتْنِى عِنْدَكَ سَعِيدًا مَرْزُوقًا وَ مُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فَإِنَّكَ قُلْتَ وَ قَوْلُكَ الْحَقُّ فِي كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ: ﴿يَمْحُو اللهُ مَا يَشَآءُ وَ يُثْبِتُ وَ عِنْدَهُ اُمُّ الْكِتَابِ﴾ اِلَهِى بِالتَّجَلِّى اْلاَعْظَمِ فِي لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانِ الْمُكَرَّمِ اَلَّتِي يُفْرَقُ فِيهَا كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ وَ يُبْرَمُ اِكْشِفْ عَنِّي مِنَ الْبَلاَءِ مَا أَعْلَمُ وَ اغْفِرْ لِي مَا أَنْتَ بِهِ أَعْلَمُ.
اَللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنْ أَعْظَمِ عِبَادِكَ حَظًّا وَ نَصِيبًا فِي كُلِّ شَىْءٍ قَسَمْتَهُ فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ مِنْ نُورٍ تَهْدِي بِهِ أَوْ رَحْمَةٍ تَنْشُرُهَا أَوْ رِزْقٍ تَبْسُطُهُ أَوْ فَضْلٍ تَقْسِمُهُ عَلَى عِبَادِكَ الْمُؤْمِنِينَ يَا اَللهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ.
اَللَّهُمَّ هَبْ لِي قَلْبًا نَقِيًّا مِنَ الشِّرْكِ بَرِيًّا لاَ كَافِرًا وَلاَ شَقِيًّا. وَ قَلْبًا سَلِيمًا خَاشِعًا ضَارِعًا. اَللَّهُمَّ امَْلأْ قَلْبِي بِنُورِكَ وَ أَنْوَارِ مُشَاهَدَتِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ وَ مَحَبَّتِكَ وَ عِصْمَتِكَ وَ قُدْرَتِكَ وَ عِلْمِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَ صَلَّى اللهُ تَعَالَى عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى اَلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلَّمَ.
(Bismillâhirrahmânirrahîm. Allâhümme yâ zel menni ve lâ yemunnu aleyke yâ zel celâli vel ikrâmi yâ zet tavli vel in’ami lâ ilâhe illâ ente zahrel eciîne ve cârel müstecîrîne ve me’menel hâifîn.
Allâhümme in künte ketebtenî indeke şekiyyen ev mahrûmen ev mukatteran aleyye fi rızki femhu şekâvetî ve hirmânî ve takdîra rızkî vesbutnî indeke saîden merzûkan ve muvaffekan lilhayrâti feinneke kulte ve kavlükel hakku fi kitâbikel münzeli alâ nebiyyikel mürseli ‘Yemhullâhü mâ yeşâu ve yesbütü indehu ümmül kitâb’ ilâhi bittecellil e’zami fî leyletin nıfsi min şa’bânil mükerremi elletî yüfraku fîhâ küllü emrin hakîmin ve yübramü ikşif annî minel belâi mâ e’lemü vağfirlî mâ ente bihi e’lemü.
Allâhümmec’alnî min e’zami ibâdike hazzen ve nasîben fî külli şey’in kasemtehü fi hâzihil leyleti min nûrin tehdî bihî ev rahmetin tenşuruhâ ev rızkin tebsutuhü ev fadlin teksimuhu alâ ibâdikel mü’minine yâ Allâhü lâ ilâhe illâ ente.
Allâhümme heblî kalben nekiyyen mineş şirki beriyyen lâ kâfiren velâ şakiyyen ve kalben selîmen hâşian zârian. Allâhümmemle’ kalbî binûrike ve envâri müşâhedetike ve cemâlike ve kemâlike ve muhabbetike ve asemetike ve kudretike ve ilmike yâ erhamerrâhimîn ve sallallâhü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem.)
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın (Celle Celalühü) adı ile (duaya başlıyorum). Ey kendisinin üstünde başka iyilik sahibi olmayan iyilik sahibi, azamet ve ikram sahibi, kudret ve ihsan sahibi Yüce Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Ey sığınanların dayanağı, imdat isteyenlerin komşusu, korkanların güvencesi!
Ey Allah’ım! Sen beni kendi katında bedbaht ve rahmetinden mahrum bırakılmış, kovulmuş ve rızkı dar edilmiş olarak yazdı isen lütfu keremin ile bedbahtlığımı, mahrumluğumu, kovulmamı ve rızkımın dar olmasını sil! Ey Allah’ım! Sen beni katında rızıklandırılmış olan bahtiyar, hayırlara muvaffak olmuş olarak sabit kıl. Çünkü Senin buyurduğun söz hak olduğu halde gönderilen Peygamberinin lisanı üzere şöyle buyurdun: ‘O Allahü Teala (Celle Celalühü) dilediğini siler, dilediğini de sabit kılar. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır.’
Ey Allah’ım! Kendisinde hikmetli olan her bir işin ayrıldığı mükerrem Şaban-ı Şerif ayının on beşinci gecesinde büyük tecellin ile benden bildiğim belaları kaldır. Senin de ziyadesi ile bildiğin şeyleri bağışla.
Ey Allah’ım! Beni bu gece içerisinde taksim ettiğin, kendisiyle hidayete erdirdiğin nurdan, dağıttığın rahmetten, yaydığın rızıktan, mü’min kullarına taksim ettiğin lütuftan olan nasiplere en çok nail olan kullarından eyle. Ey Allah’ım! Senden başka ilah yoktur.
Ey Allah’ım! Bana kafir ve şaki olmayan, şirkten temizlenmiş kalbi ve korkan selim kalbi hibe et. Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah’ım! Senin nurunla, Seni müşahede etmenin, cemalinin, kemalinin, muhabbetinin, korumanın, kudretinin ve ilminin nurlarıyla kalbimi doldur.”
BERAT GECESİ DUASI
اَللَّهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَ اِسْمِى شَقِيًّا فِى دِيوَانِ اْلاَشْقِيَاءِ فَامْحُهُ وَاكْتُبْنِى فِى دِيوَانِ السُّعَدَاءِ وَ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَ اِسْمِىسَعِيدًا فِى دِيوَانِ السُّعَدَاءِ فَاثْبُتْنِى فَاِنَّكَ قَالَ فِى كِتَابِكَ الْكَرِيمِ ﴿يَمْحُو اللهُ مَا يَشَآءُ وَ يُثْبِتُ وَ عِنْدَهُ اُمُّ الْكِتَابِ﴾
(Allâhümme in künte ketebte ismî şakiyyen fî dîvânil eşkiyâi femhuhü vektubnî fî dîvânis suadâi ve in künte ketebte ismî saîden fî dîvânis suadâi fesbütnî feinneke kâle fî kitâbikel kerîm yemhullâhü mâ yeşâü ve yüsbitü ve indehü ümmül kitâb.)
“Ey Allah’ım (Celle Celalühü)! Eğer benim ismimi şakiler divanında şaki olarak yazdıysan onu sil ve beni saidler divanına yaz. Eğer benim ismimi saidler divanına yazdıysan ismimi orada sabit kıl. Zira Sen, yüce kitabında ‘O Allahü Teala (Celle Celalühü) ki, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılar. Ümmül Kitab ise sadece O’nun katındadır’ buyuruyorsun.”
HAZRETİ ADEM’İN (ALEYHİSSELAM) DUASI
عَنْ اَبِى بَرْزَةَ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ e: لَمَّا هَبَطَ آدَمُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ اِلَى اْلاَرْضِ طَافَ بِالْبَيْتِ اُسْبُوعًا وَ صَلَّى خَلْفَ الْمَقَامِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ قَالَ: اَللَّهُمَّ اِنَّكَ تَعْلَمُ سِرِّى وَ عَلاَنِيَتِى فَاقْبَلْ مَعْذِرَتِى وَ تَعْلَمُ حَاجَتِى فَأَعْطِنِى سُؤْلِى وَ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى فَاغْفِرْلِى ذَنْبِى، اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْأَلُكَ اِيمَانًا يُبَاشِرُ قَلْبِى وَ يَقِينًا صَادِقًا حَتَّى اَعْلَمُ اَنَّهُ لاَ يُصِيبُنِى اِلاَّ مَا كَتَبْتَ لِى وَ رِضَنِى بِقَضَائِكَ. فَأَوْحَى اللهُ اِلَيْهِ: يَا آدَمُ اِنَّكَ دَعَوْتَنِى بِدُعَاءٍ فَاِسْتَجَبْتُ لَكَ فِيهِ وَ لَنْ يَدْعُونِى بِهِ اَحَدٌ مِنْ ذُرِّيَتِكَ مِنْ بَعْدِكَ اِلاَّ اِسْتَجَبْتُ لَهُ وَ غَفَرْتُ لَهُ ذَنْبَهُ وَ فَرَجْتُ هَمَّهُ وَ غَمَّهُ وَاتَّجَرْتُ لَهُ مِنْ وَرَاءِ كُلِّ تَاجِرٍ وَ اَتَتْهُ الدُّنْيَا رَاغِمَةً وَ اِنْ كَانَ لاَ يُرِيدُهَا.
Hazreti Ebu Berze’den (Radıyallahü Anh) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Hazreti Adem (Aleyhisselam) yeryüzüne indiği zaman Kabe’yi yedi kere tavaf etti ve Makam-ı İbrahim’in arkasında iki rekat namaz kıldı.
Sonra şöyle dua etti:
اَللَّهُمَّ اِنَّكَ تَعْلَمُ سِرِّى وَ عَلاَنِيَتِى فَاقْبَلْ مَعْذِرَتِى وَ تَعْلَمُ حَاجَتِى فَأَعْطِنِى سُؤْلِى وَ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى فَاغْفِرْلِى ذَنْبِى، اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْأَلُكَ اِيمَانًا يُبَاشِرُ قَلْبِى وَ يَقِينًا صَادِقًا حَتَّى اَعْلَمُ اَنَّهُ لاَ يُصِيبُنِى اِلاَّ مَا كَتَبْتَ لِى وَ رِضَنِى بِقَضَائِكَ
(Allâhümme inneke ta’lemü sirrî ve alâniyetî fekbel ma’ziretî ve ta’lemü hâcetî fee’tınî su’lî ve ta’lemü mâ fî nefsî feğfirlî zenbî, Allâhümme innî es’elüke îmânen yübâşiru kalbî ve yakînen sâdikan hattâ e’lemü innehü lâ yüsîbünî illâ mâ ketebte lî ve rıdanî bikadâike.)
‘Ey Allah’ım! Sen benim gizli ve açık her şeyimi bilirsin. O halde özrümü kabul et. Sen benim ihtiyacımı da bilirsin. Öyleyse isteğimi bana ver. Sen benim içimde gizli olanı da bilirsin. Öyleyse günahlarımı bağışla. Ey Allah’ım! Ben Senden kalbime işleyen imanı ve doğru bir yakini (şüphesiz inancı) isterim. Ta ki Sen benim için yazdığın şeylerin bana geleceğini bileyim. Yine ben Senden (Senin) hükmüne (tamamen teslim olarak) razı gelmemi istiyorum.’
Allahü Teala (Celle Celalühü) Hazreti Adem’e (Aleyhisselam) şöyle vahyetti: ‘Ey Adem (Aleyhisselam)! Sen bana güzel bir dua ettin. Ben de Senin duana icabet edeceğim. Senden sonra Senin zürriyetinden bundan sonra kim bu duayı yaparsa kesinlikle o kimsenin duasını kabul ederim. O kimsenin günahlarını bağışlar ve derdini ortadan kaldırırım. O kimse ile ticaret yapan her bir kişiden sonra ben de onunla ticaret yaparım (ve böylece rızkını arttırıp ticaretini bereketlendiririm). O kimse dünyayı istemese de dünya o kimseye mecburen gelir.”
BERAT GECESİNDE OKUNACAK
SALAVAT-I ŞERİFE
Rivayet edilmiştir ki: “Kim Berat gecesinde 100 defa:
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى رُوحِ مُحَمَّدٍ فِى اْلاَرْوَاحِ وَ صَلِّ عَلَى جَسَدِ مُحَمَّدٍ فِى اْلاَجْسَادِ وَ صَلِّ عَلَى قَبْرِ مُحَمَّدٍ فِى الْقُبُورِ.
(Allâhümme salli alâ rûhi Muhammedin fil ervâhi, ve salli alâ cesedi Muhammedin fil ecsâdi, ve salli alâ kabri Muhammedin fil kubûr)
‘Ey Allah’ım (Celle Celalühü)! Ruhlar içinde Hazreti Muhammed’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ruhuna salat et. Cesetler içinde Hazreti Muhammed’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cesedine salat et. Kabirler içinde Hazreti Muhammed’in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kabrine salat et.’
Diye salavat getirirse Peygamber Efendimiz’i (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) rüyasında görür.”
ŞABAN-I ŞERİF AYINDA OKUNACAK
SALAVAT-I ŞERİFELER
Şaban-ı Şerif ayı salavat ayıdır. O yüzden bu ayda bol bol salavat-ı şerifeler okumalı, dilimizi salavattan boş bırakmamalıyız. Kitaplarda özellikle bu ayda okunacak bir salavat-ı şerife belirtilmemekle birlikte burada istifade edilmesi maksadı ile bazı faziletli salavatları zikretmeyi uygun gördük.
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ فِى اْلاَوَّلِينَ وَ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ فِى اْلآخِرِينَ وَ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ فِى النَّبِيِّينَ وَ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ فِى الْمُرْسَلِينَ فِى الْمَلأِ اْلاَعْلَى اِلَى يَوْمِ الدِّينَ.
(Allâhümme salli alâ Muhammedin fil evvelîne ve salli alâ Muhammedin fil âhirîne ve salli alâ Muhammedin finnebiyyîne ve salli alâ Muhammedin fil mürselîne fil meleil e’lâ ilâ yevmiddîn.)
“Ey Allah’ım! Öncekiler arasında Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat et. Sonrakiler arasında Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat et. Nebiler arasında Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat et. Rasuller arasında Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat et. Mele-i A’lâ arasında da kıyamet gününe kadar Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salat et.”
Said İbn-i Utârid’in rivayet ettiğine göre, “Kim bu salavat-ı şerifeyi sabah ve akşam üçer kere okursa günahları silinir, büyük hataları affolunur, sevinci daim olur, duası makbul olur, ümit ettiğine kavuşur, düşmanlarına karşı ilahi yardıma nail olur.”
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ اْلاَهْوَالِ وَاْلآفَاتِ، وَ تَقْضِى لَنَا بِهَا مِنْ جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاةِ وَ بَعْدَ الْمَمَاتِ.
(Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemîil ehvâli vel âfât, ve takdî lenâ bihâ min cemîal hâcât, ve tütahhirunâ bihâ min cemîis seyyiât, ve terfeunâ bihâ indeke e’led deracât, ve tübelliğunâ bihâ eksal ğâyât, min cemîil hayrâti fil hayâti ve ba’del memât.)
“Ey Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öyle bir salavatta bulun ki, o salavat ile bizi bütün korku ve afetlerden kurtarsın. Bizim tüm ihtiyaçlarımızın giderilmesine o vesile olsun. Bizi tüm günahlardan arındırmanda aracı olsun. Onunla bizi nezdindeki en yüksek dereceye çıkar. Onun vesilesiyle bizi en derin gayelere eriştir. Ki bunlar, hayatta ve ölümden sonra var olan tüm iyilikler ve güzellikler demektir.”
Şerdu’d Delail adlı eserin rivayetine göre Hazreti Hasan İbn-i Ali (Radıyallahü Anh) diyor ki: “Kim mühim bir iş için bu salavat-ı şerifeyi bin defa okursa Allahü Teala (Celle Celalühü) o kimsenin önünü açar, sorununu giderir.”
اَللَّهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ آدَمَ وَ نُوحٍ وَ اِبْرَاهِيمَ وَ مُوسَى وَ عِيسَى وَ مَا بَيْنَهُمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَ سَلاَمُهُ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ.
(Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhin ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ ve mâ beynehüm minen nebiyyîne vel mürselîne salavâtullâhi ve selâmühü aleyhim ecmaîn.)
“Ey Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Hazreti Adem’e (Aleyhisselam), Hazreti Nuh’a (Aleyhisselam), Hazreti İbrahim’e (Aleyhisselam), Hazreti Musa’ya (Aleyhisselam), Hazreti İsa’ya (Aleyhisselam) ve aralarında gelmiş geçmiş bütün nebi ve rasullere salat ve selam eyle. Onları mübarek kıl. Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) rahmeti ve esenliği onların üzerlerine olsun.”
Bu salavat-ı şerife Ulul Azm salavatıdır. Kim bu salavat-ı şerifeyi günde 3 defa okursa Delail’i Hayrat kitabını (ki tamamen salavat-ı şerifelerden oluşan bir eserdir) tamamen hatmetmiş gibi olur.
İFTARDAN ÖNCE SALAVAT-I ŞERİFE OKUMANIN FAZİLETİ
رُوِىَ عَنِ النَّبِىِّ e: نَقُّوا اَبْدَانَكُمْ بِصَوْمِ شَعْبَانَ لِصِيَامِ شَهْرِ رَمَضَانَ فَمَا مِنْ عَبْدٍ يَصُومُ ثَلاَثَةَ اَيَّامٍ مِنْ شَعْبَانَ ثُمَّ يُصَلِّى عَلَىَّ مِرَارًا قَبْلَ اِفْطَارِهِ اِلاَّ غَفَرَ اللهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ.
Peygamber Efendimiz’den (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle rivayet edilmektedir: “Şaban-ı Şerif ayında oruç tutarak bedenlerinizi temizlemek suretiyle Ramazan-ı Şerif ayının orucuna kendinizi hazırlayın. Bir kimse Şaban-ı Şerif ayında üç gün oruç tutar, iftardan önce de bana çokça salavat-ı şerife okursa, Allahü Teala (Celle Celalühü) muhakkak ki o kimsenin günahlarını bağışlar."
ŞABAN-I ŞERİF AYINDA OKUNACAK
KELİME-İ TEVHİD
مَكْتُوبٌ فِى التَّوْرَاتِ: مَنْ قَالَ فِى شَعْبَانَ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ وَ لاَ نَعْبُدُ اِلاَّ اِيَّاهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ كَتَبَ اللهُ لَهُ عِبَادَةَ اَلْفِ سَنَةٍ وَ مَحَا عَنْهُ ذُنُوبَ اَلْفِ سَنَةٍ وَ خَرَجَ مِنْ قَبْرِهِ وَ وَجْهُهُ كَالْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ وَ كُتِبَ عِنْدَ اللهِ صِدِّيقًا.
(Hak olan) Tevrat kitabında şöyle yazılıdır: “Her kim Şaban-ı Şerif ayında
لاَ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ وَ لاَ نَعْبُدُ اِلاَّ اِيَّاهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
(Lâ ilâhe illallâhü ve lâ na’büdü illâ iyyâhü muhlisîne lehüddîne ve lev kerihel kâfirûn)
‘Allahü Teala’dan (Celle Celalühü) başka hiçbir ilah yoktur. Biz ancak O’na ibadet ederiz. Kafirler istemese de biz ibadetlerimizi sırf O’na tahsis ederiz.’ derse, Allahü Teala (Celle Celalühü) o kimseye bin senelik ibadet sevabı yazar. Bin senelik günahını siler. Kabrinden yüzü ayın on dördündeki gibi parlak bir şekilde çıkar. Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) indinde ‘Sıddık’ olarak yazılır.'
ŞABAN-I ŞERİF AYINDA OKUNACAK İSTİĞFARLAR
عَنِ بْنِ عَبَّاسٍ رَضِىَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ e: مَنْ قَالَ فِى رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ رَمَضَانَ فِيهَا بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِى لاَ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَىَّ الْقَيُّومَ وَ اَتُوبُ اِلَيْهِ تَوْبَةَ عَبْدٍ ظَالِمٍ لِنَفْسِهِ لاَ يَمْلِكُ لِنَفْسِهِ ضَرًّا وَ لاَ نَفْعًا وَ لاَ مَوْتًا وَ لاَ حَيَاةً وَ لاَ نُشُورًا اَوْحَى اللهُ تَعَالَى اِلَى الْمَلَكَيْنِ اَحْرِقُوا كِتَابَ سَيِّئَاتِهِ مِنْ دِيوَانِ صَحيِفَتِهِ.
Hazreti İbn-i Abbas’tan (Radıyallahü Anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır:
“Her kim Receb-i Şerif, Şaban-ı Şerif ve Ramazan-ı Şerif aylarında öğlen ile ikindi arasında
اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِى لاَ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَىَّ الْقَيُّومَ وَ اَتُوبُ اِلَيْهِ تَوْبَةَ عَبْدٍ ظَالِمٍ لِنَفْسِهِ لاَ يَمْلِكُ لِنَفْسِهِ ضَرًّا وَ لاَ نَفْعًا وَ لاَ مَوْتًا وَ لاَ حَيَاةً وَ لاَ نُشُورًا
(Estağfirullâhel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh, tevbete abdin zâlimin linefsihi lâ yemlikü linefsihi darran ve lâ nef’an ve lâ mevtan ve lâ hayaten ve lâ nüşûra)
‘Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, Hayy ve Kayyum olan yüce Mevla Teala’dan (Celle Celalühü) mağfiret talep ederim. Kendisi hakkında ne bir zarara, ne bir faydaya, ne ölüme, ne yaşamaya, ne de dirilmeye malik olmayan, (günahlar işleyerek) kendisine zulmetmiş olan bir kulun tevbesiyle O’na tevbe ederim’ derse Allahü Teala (Celle Celalühü), (o kimsenin sevap ve günahlarını yazmakla görevli) iki meleğe ‘Bu kulun amel defterindeki günahlarıyla alakalı yazıları yakın’ diye vahyeder.”
SEYYİDÜL İSTİĞFAR
Hazreti Şeddad İbn-i Evs’den (Radıyallahü Anh) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: “Seyyidül İstiğfar (istiğfarların efendisi) şudur:
اَللَّهُمَّ اَنْتَ رَبِّى لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ خَلَقْتَنِى وَ اَنَا عَبْدُكَ وَ اَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَاسْتَطَعْتُ اَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ وَ اَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِى فَاغْفِرْلِى فَاِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلاَّ اَنْتَ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ.
(Allâhümme ente rabbî halaktenî ve ene abduke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü ebûü leke bi ni'metike ve ebûü leke bizenbî fağfir lî feinneke lâ yeğfiruz zünûbe illâ ente eûzü bike min şerri mâ sana'tü)
‘Ey Allah’ım (Celle Celalühü)! Benim Rabbim Sensin. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Senin kulunum. Ben gücümün yettiği kadar Senin ahdin ve va’din (sözün ve müjden) üzere sabitim. Ben Senin ihsan ettiğin nimetleri itiraf ediyor, günahlarımı da itiraf ediyorum. Beni mağfiret eyle. Şu muhakkak ki, günahları Senden başkası bağışlayamaz. Ben yaptığım şeylerin şerrinden Sana sığınıyorum.’
Her kim akşama girerken bu duayı okursa ve o gece ölürse, cennete girer, yahut cennet ehli olur. Kim bu duayı sabaha girerken okursa ve o gün içinde ölürse, o kimse de cennet ehlinden olur.”
HAZRETİ ALİ EFENDİMİZİN (RADIYALLAHÜ ANH) İSTİĞFARI
Bir Arabi, Hazreti Ali’ye (Radıyallahü Anh) gelerek karşılaştığı zorluklardan, maddi sıkıntılarından ve çoluk çocuğunun kalabalık oluşundan şikayette bulundu. Hazreti Ali (Radıyallahü Anh) kendisine “İstiğfara devam et, zira Allahü Teala (Celle Celalühü)
اِسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا
‘Gelin, Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O, çok bağışlayıcıdır’ buyurmaktadır” dedi. Bir zaman sonra adam tekrar gelerek Hazreti Ali’ye (Radıyallahü Anh) “Ey Mü’minlerin Emiri! Ben çok istiğfar ediyorum, fakat halimde bir değişiklik olmadı” dediğinde Hazreti Ali (Radıyallahü Anh) “Herhalde sen istiğfarı güzel yapmıyorsun” dedi. Arabi “O zaman sen öğret” deyince Hazreti Ali (Radıyallahü Anh) şöyle buyurdu:
“Niyetini güzelleştir, Rabbine itaat et ve şöyle de:
اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْتَغْفِرُكَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ قَوِىَ عَلَيْهِ بَدَنِى بِعَافِيَتِكَ اَوْ نَالَتْهُ قُدْرَتِى بِفَضْلِ نِعْمَتِكَ اَوْ بَسَطْتُ اِلَيْهِ يَدِى بِسَابِغِ رِزْقِكَ اَوِ اتَّكَلْتُ فِيهِ عِنْدَ خَوْفِى مِنْكَ عَلَى اِنَائَتِكَ اَوْ وَثِقْتُ بِحِلْمِكَ اَوْ عَوَّلْتُ فِيهِ عَلَى كَرَمِ عَفْوِكَ.
اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْتَغْفِرُكَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ خُنْتُ فِيهِ اَمَانَتِى اَوْ بَخَسْتُ فِيهِ نَفْسِى اَوْ بَذَلْتُ فِيهِ لَذَّاتِى اَوْ آثَرْتُ فِيهِ شَهْوَتِى اَوْ سَعَيْتُ فِيهِ لِغَيْرِى اَوْ اِسْتَغْوَيْتُ فِيهِ مَنْ تَبِعَنِى اَوْ غَلَبْتُ فِيهِ بِفَضْلِ حِيلَتِى اِذْ اَحَلْتُ فِيهِ عَلَيْكَ مَوْلاَىَ فَلَمْ تُغْلِبْنِى عَلَى فِعْلِى اِذْ كُنْتَ سُبْحَانَكَ كَارِهًا لِمِعَصِيَتِى لَكِنْ سَبَقَ عِلْمُكَ فِى اِخْتِيَارِى وَاسْتِعْمَالِ مُرَادِى وَ إِيثَارِى فَحَلُمْتَ عَنِّى فَلَمْ تُدْخِلْنِى فِيهِ جَبْرًا وَ لَمْ تَحْمِلْنِى عَلَيْهِ قَهْرًا وَ لَمْ تَظْلِمْنِى شَيْئًا يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ يَا صَاحِبِى عِنْدَ شِدَّتِى يَا مُؤَنِّسِى فِى وَحْدَتِى يَا حَافِظِى فِى نِعْمَتِى يَا وَلِيِّى فِى نِقْمَتِى يَا كَاشِفَ كُرْبَتِى يَا مُسْتَمِعَ دَعْوَتِى يَا رَاحِمَ عَبْرَتِى يَا مُقِيلَ عَثْرَتِى بِالتَّحْقِيقِ يَا رُكْنِى الْوَثِيقُ يَا جَارِى اللَّصِيقُ يَا مَوْلاَىَ الشَّفِيقُ يَا رَبَّ الْبَيْتِ الْعَتِيقِ اَخْرِجْنِى مِنْ حَلِيقِ الْمَضِيقِ اِلَى سَعَةِ الطَّرِيقِ وَ فَرِّجْ مِنْ عِنْدِكَ قَرِيبَ وَثِيقٍ فَاكْشِفْ عَنِّى كُلَّ شِدَّةٍ وَضِيقٍ وَاكْفِنِى مَا اُطِيقُ وَ مَا لاَ اُطِيقُ.
اَللَّهُمَّ فَرِّجْ عَنِّى كُلَّ هَمِّ وَ غَمِّ وَ اَخْرِجْنِى مِنْ كُلِّ حُزْنٍ وَ كَرْبٍ يَا فَارِجَ الْهَمِّ وَ يَا كَاشِفَ الْغَمِّ يَا مُنْزِلَ الْقَطْرِ وَ يَا مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّ يَا رَحْمَنَ الدُّنْيَا وَاْلآخِرَةِ وَ رَحِيمَهُمَا صَلِّ عَلَى خَيْرَتِكَ مِنْ خَلْقِكَ مُحَمَّدٍ e وَ آلِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَ فَرِّجْ عَنِّى مَا ضَاقَ بِهِ صَدْرِى وَعِيلَ مِنْهُ صَبْرِى وَ قَلَّتْ فِيهِ حِيلَتِى وَ ضَعُفَتْ لَهُ قُوَّتِى يَا كَاشِفَ كُلِّ ضُرٍّ وَ بَلِيَّةٍ وَ يَا عَالِمَ كُلِّ سِرٍّ وَ خَفِيَّةٍ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ اُفَوِّضُ اَمْرِى اِلَى اللهِ اِنَّ اللهَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ وَ مَا تَوْفِيقِى اِلاَّ بِاللهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَ هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ.
(Allâmümme innî estağfiruke min külli zenbin kaviye aleyhi bedenî biâfiyetike ev nâlethü kudretî bifadli ni’metike ev besattü ileyhi yedî bisâbiği rızkıke evittekeltü fîhi inde havfî minke alâ inâetike ev vesiktü bihilmike ev avveltü fîhi alâ kerami afvike.
Allâmümme innî estağfiruke min külli zenbin huntü fîhi emânetî ev behastü fîhi nefsî ev bezeltü fîhi lezzâtî ev âsertü fîhi şehvetî ev seaytü fîhi liğayrî ev isteğveytü fîhi men tebianî ev ğalebtü fîhi bifadli hîletî iz ehaltü fîhi aleyke mevlâye felem tüğlibnî alâ fi’lî iz künte sübhâneke kârihân limiasiyetî lâkin sebeka ilmüke fî ihtiyârî vesti’mâli murâdî ve îsârî fehalümte annî felem tüdhilnî fîhi cebran ve lem tahminlî aleyhi karhan ve lem tezlimnî şey’en yâ erhamer râhimîne ya sâhibî inde şiddetî yâ müennisî fî vahdetî yâ hâfizî fî ni’metî yâ veliyyî fî nikmetî yâ kâşife kürbetî yâ müstemia da’vetî yâr âhime abretî yâ mukîle asratî bittehkîki yâ rüknil vesîku yâ cârillesîku yâ mevlâyeş şefîku yâ rabbel beytil atîki ehricnî min halîkil medîki ilâ seatittarîki ve ferric min indike karîbe vesîkin fekşif annî külle şiddetin vedîkin vekfinî mâ ütîku ve mâ lâ ütîk.
Allâmümme ferric annî külle hemmi ve ğammi ve ehricnî min külli hüznin ve kerbin yâ fâricel hemmi ve yâ kâşifel ğammi yâ münzilel katri ve yâ mücîbe da’vetil mudtarri yâ rahmâned dünyâ vel âhireti ve rahîmehümâ salli alâ hayratike min halkike Muhammedin sallallâhü aleyhi ve selemle ve âlihit tayibînet tâhirîne ve ferric annî mâ dâka bihi sadrî veîle minhü sabrî ve kallet fîhi hîletî ve daufet lehü kuvvetî yâ kâşife külli durrin ve beliyyetin ve yâ âlime külli sırrin ve hafiyyetin yâ erhamer râhimîne üfevvidu emrî ilallâhi innellâhe basîrun bil ibâdi ve mâ tevfîkî illâ billâhi aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm.)
“Ey Allah’ım! Ben Senin afiyet (sıhhat) vermen sebebiyle bedenimin kendisi üzerine kuvvet bulduğu günahlardan veya nimet lütfunla kudretimin kendisine eriştiği günahlardan veya rızkının tam ve bol olması sebebiyle elimi kendisine uzattığım günahlardan veya hilmine (yumuşaklığına), affına ve keremine güvenipte işlediğim günahlardan dolayı Senden af isterim.
Ey Allah’ım! Ben kendisini işlerken emanetime hainlik ettiğim veya kendimi ayıpladığım veya lezzetlerimi harcadığım veya nefsi arzularımı tercih ettiğim veya başkası için gayret ettiğim veya bana tabii olanları azdırdığım veya hilemin fazla olması sebebiyle kendisine mağlup olduğum günahlarımdan dolayı Senden af isterim. Çünkü günahta zayıf düştüm. Ey Mevla’m! Sana havale ediyorum. Sen beni günah işlediğimden dolayı kahretmedin. Çünkü Sen benim günah işlememi çirkin görüyordun. Fakat Senin ilmin, muradımı kullanmak ve tercih etmem hususunda geçti. Sen bana yumuşak oldun. Beni mecburen o günaha itmedin. Bana azıcık bile zulmetmedin. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sıkıntılı anımda benimle beraber olan! Tek kaldığım zamanda benimle beraber olan! Ey nimet içerisindeyken beni muhafaza eden! Ey çile anında benim velim! Ey sıkıntımı gideren! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey ayağımın kaymasını gideren! Ey güvenilir dayanağım! Ey benimle beraber olan! Ey merhametli olan Mevla’m! Ey Kabe’nin Rabbi olan Allah’ım! Beni dar yoldan geniş yola çıkar. Güvenilir kişinin yakınında indinden genişlik ver. Benden her türlü darlığı ve sıkıntıyı kaldır. Gücümün yettiği ve yetmediği şeylere kafi gel.
Ey kederleri ve sıkıntıları ortadan kaldıran Allah’ım! Bana her türlü sıkıntıya karşı genişlik ver. Beni her türlü kederden kurtar. Ey yağmur yağdıran, ey sıkıntıya düşenin duasını kabul eden, ey dünya ve ahirette merhametli olan Allah’ım! Mahlukatının içinden en hayırlısı olan (Hazreti Muhammed Mustafa’nın (Sallallahü Aleyhi ve Sellem))ın üzerine ve O’nun tertemiz aile efradı üzerine merhamet et. Ey belaları ortadan kaldıran! Ey gizliyi ve açık olanı bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, kuvvetimin zayıf düştüğü şeylere karşı genişlik ver! Ben işimi Allahü Teala’ya (Celle Celalühü) havale ediyorum. Zira O, kullarını görendir. Benim muvaffak olmam ancak Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) yardımı iledir. Ben O’na tevekkül ettim. O, büyük arşın sahibidir.”
O gelen Arabi dedi ki: “Ben bu istiğfarı defalarca okudum. Allahü Teala (Celle Celalühü) benim hüznümü ve sıkıntımı giderdi, bana rızık hususunda genişlik verdi."