Safer Ayı Gerçekten Uğursuz mu? Bütün Yönleriyle Safer Ayı Rehberi
Safer(Sefer) Ayı Ne Zaman, Nasıl Değerlendirilir? Safer(Sefer) Ayı Uğursuz Bir Ay Mıdır? Bütün Detaylarıyla Safer Ayı
Safer Ayı Gerçekten Uğursuz mu? Bütün Yönleriyle Safer Ayı Rehberi
Safer Kelimesinin Kökeni
Safer(Sefer) ayı, Hicri takvimin Muharrem ayından sonra gelen 2. Ayıdır. Safer kelimesi Arapçada iki ayrı anlama gelmektedir. İlk anlamı boş kalmak, sıfırlanmaktır. Bu anlamın çıkış yeri Cahiliye döneminde Araplar, Muharrem ayında savaşmayı yasak sayarlar (Haram aylar); Muharrem bitip Safer ayı girdiğinde ise kabileler savaşa çıkar ve evler boş kalırdı. Bir diğer anlamı ise yolculuk yapmaktır. İnsanların bu dönemde rızık aramak veya savaşa gitmek için yolculuğa çıkması nedeniyle de bu adın verildiği söylenir. Bazı kaynaklarda ayın adı Sefer iken bazı kaynaklarda ise Safer diye yazılır.
Safer Ayı Neden Uğursuz Sanılır?
Peygamber efendimiz(sav) döneminde Araplar üzerinde veba tarzı bir takım hastalıklar yaşanmış ve bu hastalığa yakalanan kişilerin vefat etmeden önce yüzleri sapsarı kesilmiş. Bu olaya ithafen Arapçada sarı safra ismiyle geçtiği içi sarartı manasında, insanları sarılığa çevirmesi anlamında bu aya safer denmiştir. Gelecek yıllarda da bu hastalıklar yılın bu zamanlarında baş gösterip ölümlere sebep olduğu için sefer ayının uğursuzluk getirdiğine dair söylentiler yayılmaya başlamıştır. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "İslam'da taşlama, uğursuzluk ve kehanet yoktur. Sefer ayının uğursuzluğu diye bir şey de yoktur." (Buhârî, Tıb, 19).
Özetle sefer ayı da Allah’ın yarattığı bir aydır ve yaşanan olayların olumsuzluğu bir ayın uğursuzluk getirdiğine inanılmıştır. Ancak yaşanan olumsuzluklar sefer ayının kendisinden değil dönemin şartlarından kaynaklanmıştır.
Safer Ayında Yaşanan Önemli Tarihi Olaylar
İslam tarihinde Safer(Sefer) ayında gerçekleşmiş bazı önemli olaylar şunlardır:
· Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mekke'den Medine'ye hicreti Safer ayında başlamıştır.
· Peygamber Efendimizin kızı Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin evliliği bu ayda gerçekleşmiştir.
· İslam tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Hayber’in Fethi Safer ayında vuku bulmuştur.
· Hazreti Ali ile Hazreti Muaviye arasında yaşanan Sıffin Vakası 37. Senenin Safer ayında gerçekleşmiştir.
· Hz. Amr b. Âs ve Halid b. Velid’in Müslüman Olması. İslam ordularının iki büyük komutanı olan Halid b. Velid ve Amr b. Âs, Mekke’den Medine’ye gelerek Hz. Peygamber’e olan biatlarını Safer ayında sunmuşlardır.
Safer Ayında Hangi İbadetler Yapılmalıdır?
Safer ayı yapılacak ibadetler merak edilse de bu aya özel bir dua veya ibadet şekli yoktur. Hz. Muhammed’in yaptığı günlük dualar ve ibadetler bu ayda yapılabilir, ilk gece namazı kılınır. İlk Çarşamba ve son Çarşamba namazları mevcuttur. Oruç tutulabilir. Bu ayda diğer aylar gibi başa gelecek musibetlerden kurtulmak için sadaka vermek sıkça önerilir.
Safer Ayı Namazı Nasıl Kılınır?

Yatsıdan sonra vitir namazından önce kılınan Safer ayı namazı, 13 rekatlık yatsı namazının ardından kılınabilir.
Safer Ayının ilk gece namazı şöyledir: Safer ayının ilk gecesinde yatsının farzını ve sünnetini kıldıktan sonra vitirden önce 4 rekat namaz kılınıp birinci rekatta Fatihadan sonra 11 kere Kafirun Suresi, ikinci rekatta 11 kere İhlas Suresi, üçüncü rekâtta 11 kere Felak Suresi, dördüncü rekatta 11 kere Nas Suresi okunur.
Selamdan sonra ise 70 kere; “Allah’a hamdolsun, hamd Allah’a mahsustur ve Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür ve Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur” denir. Peşine de yine 70 kere; “(Rabbimiz)! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” âyet-i kerimesi okunur. Bu ayet Fatiha Suresi’nin 5. Ayetidir.
İlk Gece Namazı Nasıl Kılınır?

İlk Çarşamba ve Son Çarşamba Namazları Kılınışı

Safer Ayı Duası
Türkçe karşılığı ise şu şekildedir:
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Allah’ım! Kulun, peygamberin, rasûlün Muhammed’e ve âline salât u selâm eyle ve onları mübârek kıl!
Allah’ım, bugünün şerrinden, bugünde ve Sen’in ilminde bulunan her türlü şiddet, belâ ve musîbetlerden Sana sığınırım. Yâ Dehr, yâ Diyâr, yâ Keynân, yâ Keynûn, yâ Evvel, yâ Ebed, yâ Mübdi’, yâ Muîd, yâ Ze’l-Celâli ve’l-İkrâm, ey şerefli Arş’ın sahibi, Sen istediğin her şeyi yaparsın.
Allah’ım, ebrâr ve seçkin kulların hürmetine hiçbir zaman uyumayan gözünle beni, kendileriyle beraber yaşamakla beni imtihan ettiğin malımı, evlâdımı, dînimi ve dünyamı koruyup kolla, rahmetinle ey Azîz, ey Ğaffâr, ey Kerîm, ey Settâr, rahmetinle ey merhametlilerin en merhametlisi!
Allah’ım, ey pek güçlü ve kuvvetli olan, ey Şedîd, ey Azîz, ey Kerîm, ey Kebîr, ey Müteâl, izzetinle ve yüceliğinle bütün mahlûkâta boyun eğdirdin, yâ Muhsin, yâ Mücmil, yâ Mütefaddıl, yâ Mün’im, yâ Mükrim, Sen’den başka ilâh yoktur.
Allah’ım, yâ Latîf, semâları ve arzı yaratarak lütufta bulundun, hakkımızda vereceğin hüküm ve takdirlerinde bize de lutufkâr davran, bize âfiyet vererek belâlardan sâlim kıl, güç ve kuvvet ancak Sen’in yardımınladır, rahmetinle lutfeyle ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın tevfîki iledir. Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!”