Şaban-ı Şerif’in Fazileti, Manası ve Hikmetleri
Şaban ayı nedir? Şaban Ayı'nın fazileti nedir? Şaban Ayı
Hazreti İbn-i Abbas’tan (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Receb-i Şerif, Allahü Teala’nın (c.c) ayıdır. Şaban-ı Şerif, benim ayımdır. Ramazan-ı Şerif ise ümmetimin ayıdır.”
Hazreti Enes İbn-i Malik’ten (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif benim ayımdır. Her kim Şaban-ı Şerif ayına değer verirse, muhakkak ki o kimse, benim emrime önem vermiş olur. Benim emrime önem verip yücelten kimseye ise ben, kıyamet gününde bir kurtarıcı ve iyi bir hazırlık olurum”
Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif benim ayımdır. Ramazan-ı Şerif ise ümmetimin ayıdır. Şaban-ı Şerif ayı, günahları örten bir aydır. Ramazan-ı Şerif ise insanı tertemiz eden bir aydır.”
Hazreti Enes İbn-i Malik’ten (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v şöyle buyurmaktadır: “Receb-i Şerif ayının diğer aylara üstünlüğü, Kur’an-ı Kerim’in diğer kitaplara üstünlüğü gibidir. Şaban-ı Şerif ayının diğer aylara üstünlüğü, benim diğer peygamberlerden üstünlüğüm gibidir. Ramazan-ı Şerif ayının diğer aylara üstünlüğü ise Allahü Teala’nın (c.c) yaratıklarına üstünlüğü gibidir.”
Hazreti Ebu Ümame el-Bahili’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Nefislerinizi Şaban-ı Şerif ayı için temizleyin ve o ayda niyetlerinizi güzel yapın. Çünkü Allahü Teala (c.c), beni size karşı üstün kıldığı gibi, Şaban-ı Şerif ayını da diğer aylardan üstün kılmıştır.”
Hazreti Aişe’den (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü bütün insanlar aç olarak haşredilecektir. Yalnız peygamberler, aileleri, Receb, Şaban ve Ramazan aylarını oruçla geçiren mü’minler müstesna tutulacaktır. Çünkü bu kimseler o günde açlık ve susuzluk çekmeyeceklerdir.”
Peygamber Efendimiz’den (s.a.v) rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayına hürmet ve saygı besleyen, Allahü Teala’dan (c.c) korkan ve bu ayı O’na (c.c) ibadet ve taatle geçiren, kötülüklere karşı nefsine hakim olan kimsenin Allahü Teala (c.c) günahlarını affeder. Aynı zamanda o kimseyi bütün bir yıl boyunca bela ve hastalıkların her türlüsünden muhafaza eder.”
Allah dostları buyurmuşlardır ki:
Receb-i Şerif ayı cefayı terk ayıdır; Şaban-ı Şerif ayı amel ve vefa ayıdır; Ramazan-ı Şerif ayı ise sadakat ve sefa ayıdır.
Receb-i Şerif tevbe ayıdır; Şaban-ı Şerif muhabbet ayıdır; Ramazan-ı Şerif ise Hakk’a yakınlık bulma ayıdır.
Receb-i Şerif hürmet ayıdır; Şaban-ı Şerif hizmet ayıdır; Ramazan-ı Şerif ise nimet ayıdır.
Receb-i Şerif ibadet ayıdır; Şaban-ı Şerif zahidlik ayıdır; Ramazan-ı Şerif ise ziyadesiyle nimetlere erme ayıdır.
Receb-i Şerif ayında iyilikler kat kat artar; Şaban-ı Şerif ayında kötülükler kalkar; Ramazan-ı Şerif ayında ise ikramlar gelmeye başlar.
Receb-i Şerif önde gidenlerin ayıdır; Şaban-ı Şerif ortadakilerin ayıdır; Ramazan-ı Şerif ise asilerin ayıdır.
Receb-i Şerif tevbe ayıdır; Şaban-ı Şerif muhabbet ayıdır; Ramazan-ı Şerif ise Hakka yakınlık bulma ayıdır.
Receb-i Şerif ayı Allahü Teala’nın (c.c) mağfiretine; Şaban-ı Şerif ayı Resulullah’ın (s.a.v) şefaatine; Ramazan-ı Şerif ayı ise sevapların kat kat edilmesine tahsis edilmiştir.
Diğer aylarda yapılan bir iyiliğe on misli sevap verilir. Receb-i Şerif ayında yapılan bir iyiliğe yetmiş misli sevap verilir. Şaban-ı Şerif ayında yapılan bir iyiliğe yedi yüz misli sevap verilir. Ramazan-ı Şerif ayında yapılan bir iyiliğe ise bin misli sevap verilir.
Yine Ebu Bekir el-Verrak (k.s) şöyle buyurmuştur: “Receb-i Şerif ayı rüzgar gibi, Şaban-ı Şerif ayı bulut gibi, Ramazan-ı Şerif ayı da yağmur gibidir.”
Zünnun-u Mısri (k.s) şöyle buyurmuştur: “Receb-i Şerif ayı, afetlerin ve kötülüklerin bırakıldığı, Şaban-ı Şerif ayı taatların yapıldığı, Ramazan-ı Şerif ayı da ikramların beklendiği aydır. Afetleri ve kötülükleri bırakmayan, taatlara sarılmayan ve ikramları da beklemeyen kişi, boş işlerle uğraşanlardandır.”
Salihlerden bir zat şöyle buyurmuştur: “Sene bir ağaç gibi kabul edilirse Receb-i Şerif ayı o ağacın yaprak açma dönemi, Şaban-ı Şerif ayı meyve verme mevsimi, Ramazan-ı Şerif ayı ise o meyvelerin toplanma mevsimidir. O meyveleri toplayanlar ise mü’minlerdir. İbadet tohumunu Receb-i Şerif ayında ekmeyen ve Şaban-ı Şerif ayında da o tohumu gözyaşlarıyla sulamayan kişi Ramazan-ı Şerif ayındaki rahmet hasadına nasıl ulaşabilir ki?”
Receb-i Şerif ayında işlenen ibadet ve taatler kişinin bedenini, Şaban-ı Şerif ayında işlenenler kalbini, Ramazan-ı Şerif ayında işlenenler de ruhunu manevi kirlerden arıtır. Çünkü Receb-i Şerif ayını ibadetle geçirerek bedenini manevi kirlerden arıtan kimse, Şaban-ı Şerif ayında da kalbini arıtmış demektir. Şaban-ı Şerif ayını ibadet ve taatle geçirerek kalbini manevi paslardan paklayan kimse, Ramazan-ı Şerif ayında da ruhunu paklamış demektir. Bedenini Receb-i Şerif ayında, kalbini Şaban-ı Şerif ayında manevi paslardan paklamayan kişi, Ramazan-ı Şerif ayında ruhunu nasıl arıtabilir ki?
Receb-i Şerif ayı, kişinin günahlarından tevbe etme ayı, Şaban-ı Şerif ayı, kalbi kusurlardan arıtma ayı, Ramazan-ı Şerif ayı da ruhu nurlandırma ve aydınlığa kavuşturma ayıdır. Kadir gecesi ise, Allahü Teala’nın (c.c) geniş olan rahmetine yaklaşma vesilesidir.

ALLAHÜ TEALA’NIN SEÇTİĞİ DÖRT ŞEY
Allahü Teala (c.c) her şey içinde dört tanesini seçmiş, bu dört tanenin içinden de bir tanesini özellikle seçmiştir.
- Melekler arasında dört tanesini seçti: Cebrail (a.s), Mikail (a.s), İsrafil (Aleyhisselam) ve Azrail (Aleyhisselam). Bunların arasından da Cebrail’i (Aleyhisselam) seçmiştir.
- Peygamberler arasından dört tanesini seçti: Hazreti İbrahim (Aleyhisselam), Hazreti Musa (Aleyhisselam), Hazreti İsa (Aleyhisselam) ve Hazreti Muhammed (s.a.v). Bunların arasından da Hazreti Muhammed’i (s.a.v) seçti.
- Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ashabı arasından dört tanesini seçti: Hazreti Ebubekir (r.a), Hazreti Ömer (r.a), Hazreti Osman (r.a) ve Hazreti Ali (r.a). Bunların arasından da Hazreti Ebubekir’i (r.a) seçti.
- Mescidler arasından dört tanesini seçti: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Medine-i Münevvere, Mescid-i Tur-i Sina. Bunların arasından da Mescid-i Haram’ı seçti.
- Günler arasından dört tanesini seçti: Ramazan-ı Şerif bayramı günü, kurban bayramı günü, arefe günü ve aşura günü. Bu günlerin arasından da Arefe gününü seçti.
- Geceler arasından dört tanesini seçti: Beraat gecesi, kadir gecesi, Cuma gecesi ve bayram gecesi. Bu geceler arasından da Kadir gecesini seçti.
- Yer yüzünde dört yeri seçti: Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Beyt-i Makdis (Kudüs) ve mescid ve camilerin yerleri. Bunların arasından da Mekke-i Mükerreme’yi seçti.
- Dağlardan dört tanesini seçti: Uhud Dağı, Tur-i Sina Dağı, Likam Dağı ve Lübnan Dağı. Bu dağlar arasından da Tur-i Sina dağını seçti.
- Nehirler arasından dört tanesini seçti: Ceyhun Nehri, Seyhun Nehri, Fırat Nehri ve Nil Nehri. Bunların arasından da Fırat Nehrini seçti.
- Aylar arasından dört tanesini seçti: Receb-i Şerif ayı, Şaban-ı Şerif ayı, Ramazan-ı Şerif ayı ve Muharrem ayı. Bu aylar arasından da Şaban-ı Şerif ayını seçmiştir. Ve de Şaban-ı Şerif ayını Rasulullah’ın (s.a.v) ayı kılmıştır.
Rasulullah (s.a.v), peygamberlerin en faziletlisi olduğu gibi, Rasulullah’ın (s.a.v) ayı da ayların en faziletlisi olmuştur.
ŞABAN-I ŞERİF İSMİNİN VE HARFLERİNİN MANASI
Hazreti Enes İbn-i Malik’ten (r.a) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şaban-ı Şerif ayına bu ismin verilmesi, kendisinde Ramazan-ı Şerif’e ait bir çok hayrın bulunup yayıldığındandır. Ramazan-ı Şerif ise, günahları yaktığından dolayı bu ismi almıştır.”
Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir gün sahabelerine “Şaban ayına Şaban adının verilmesinin sebebini biliyor musunuz?” diye sorar. Onlar da “En doğrusunu Allahü Teala (c.c) ve Rasulü bilir” diyerek susarlar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “Çünkü bu ayda işlenen iyi ameller bire ondan bire yedi yüze varan katlarla mükafatlandırılır.”
Hazreti Yahya İbn-i Muaz (r.a) buyurmuştur ki: “Şaban kelimesinde beş harf vardır ve Şaban-ı Şerif ayını ibadet ve taatle geçiren mü’minlere her bir harfe karşılık bir atiyye (bahşiş) verilir:
ش (Şın) harfi ile şeref ve şefaat,
ع (Ayn) harfi ile izzet ve keramet
ب (Ba) harfi ile birr (iyilik)
ا (Elif) harfi ile ülfet
ن (Nun) harfi ile de nur verilir.
Muhammed İbn-i Abdullah Zahid (k.s) anlatıyor: “Arkadaşım olan Ebu Hafsı Kebir (k.s) vefat etti. Ben onun cenaze namazını kıldım. Sekiz ay kabrini ziyarete gitmedim. Sonra ziyaret etmek istedim. O gece rüyamda onun renginin değişmiş ve yüzünün sararmış olduğunu gördüm. Ona selam verdim ve: ‘Seni rengin değişmiş olarak görüyorum. Halbuki sen güzel yüzlü biri idin’ dedim. Bunun üzerine o: ‘Sen beni kabrime koyduktan sonra bir melek geldi ve bana ‘Ey kötü Şeyh!’ diye nida ettikten sonra bütün günahlarımı ve kötü fiillerimi saydı. Bana sopa ile vurdu ve cesedimi ateşle yaktı. Sonra kabrimde benimle konuştu ve: ‘Rabbinden hiç utanmadın mı?’ dedi. Beni öyle bir sıktı ki, kemiklerim birbirine geçti, mafsallarım ayrıldı. Şaban-ı Şerif ayının hilali doğuncaya kadar bu şekilde azap içinde kaldım. Şaban-ı Şerif hilali doğunca bir münadi; ‘Ey melek, ondan azabı kaldır. Çünkü o, hayatında Şaban-ı Şerif ayının bir gecesini ihya etmiş ve günlerinden bir gününü de oruçlu geçirmişti’ dedi. Allahü Teala (c.c), Şaban-ı Şerif ayının bir gecesini ihya etmem ve bir gününü de oruçlu geçirmem hürmetine benden azabı kaldırdı ve beni rahmet ve cenneti ile müjdeledi’ dedi.”
Hazreti Enes İbn-i Malik (r.a) şöyle rivayet etmiştir: “Ashab-ı Kiram, Şaban-ı Şerif ayının hilalini gördükleri zaman, hemen Kur’an-ı Kerim okumaya kapanırlardı. Müslümanlar, mallarının zekatlarını bu ayda ayırırlardı ki, bu zekat ile zayıflar ve yoksullar Ramazan-ı Şerif ayına hazırlansınlar. Valiler, hapishanelerde olan suçlulara tatbik edilmesi gereken bir şer’i ceza varsa tatbik ederler, böyle bir cezası olmayanları da salarlardı. Tüccarlar borçlarını öderler, alacaklarını alırlardı. Ve daha sonra Ramazan-ı Şerif’i beklemeye başlarlardı. Ramazan-ı Şerif ayının hilalini gördüklerinde de boy abdesti alarak itikafa girerlerdi.”
Mü’min için gereken, Şaban-ı Şerif ayını gafil geçirmemektir. Bu ay içerisinde günahlarından temizlenmek, geçmiş günlerde işlediği hatalarına tevbe etmek ve onlardan dönmek suretiyle Ramazan-ı Şerif ayına hazırlanmalıdır. Şaban-ı Şerif ayında yalvarıp yakarmalıdır. Yalvarıp yakarırken de şefaat sahibi Hazreti Muhammed’i (s.a.v) vesile kılmalıdır. Ki bu yalvarıp yakarmalar hürmetine kalbindeki bozukluklar düzelip Ramazan-ı Şerif ayına temiz bir şekilde girmelidir. Kalbindeki hastalıklarını da temizlemeye çalışmalıdır. Kalbinde böyle bir bozukluk varsa, bunu ertelemeden hemen düzeltmeye çalışmalıdır.
Şunu bilmelidir ki, günler üçtür:
- Dünkü gündür ki bu geçip gitmiştir.
- Bugünkü gündür ki halen işlenmektedir (devam etmektedir)
- Yarınki gündür ki, bugün bir ümitten ibarettir. O güne çıkılır mı, çıkılmaz mı, bilinmez.
- Geçen günden ibret almalı, bugünü ganimet bilmeli, yarına ise ümit bağlamamalıdır.
Aylar dahi üç tanedir:
- Receb-i Şerif ayı ki, bu geçmiştir ve bir daha geri gelmez.
- Ramazan-ı Şerif ayı ki, onu beklemekteyiz. Ramazan-ı Şerif ayına erişip erişmeyeceğimizi bilemeyiz.
- Şaban-ı Şerif ayı ki, bu da bu iki ay arasında bir vasıtadır. Onun için bu ayı ganimet bilmeli ve bu ayda ibadet ve taata önem göstermeliyiz.