0

Ramazan-ı Şerif Ayı; Fazileti ve Bereketi

Ramazan Ayı Fazileti, Ramazan-ı Şerif

Ramazan-ı Şerif Ayı; Fazileti ve Bereketi

Ramazan-ı Şerif ayı, on bir ayın sultanı ve ayların efendisidir. Kur’an-ı Kerim’in inişi bu ayda başlamıştır. Ramazan-ı Şerif ayı, Allah’a itaat ve ibadet, iyilik ve ihsan, mağfiret, rahmet ve rıdvan ayıdır. Ramazan-ı Şerif ayı, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni bulundurmaktadır. Ramazan-ı Şerif ayı, mümin kulun din ile dünya işlerini düzenlediği ve Mevla’sına daha fazla yaklaştığı bir aydır. Ramazan-ı Şerif ayı sevabını bizzat Allahü Teala’nın (c.c) vereceği oruç ibadetini içinde bulunduran bir aydır. Ramazan-ı Şerif ayı, duaların çokça kabul edildiği, yüksek faziletlere sahip bir aydır.

Ramazan-ı Şerif Ayı'nın Fazileti

Kur'an-ı Kerimde Ramazan-ı Şerif Ay'ı

“Ramazan-ı Şerif ayı öyle bir aydır ki, insanlara hidayet (doğru yolu gösteren) ve yine hidayet ve Furkan (doğru yolu gösterici ve hakla batılı birbirinden ayırıcı ayetler)dan beyyinat (nice açık deliller) olan Kur’an, onda (ki Kadir gecesinde levhi mahfuzdan birinci kat semaya) indirilmiştir. Öyleyse içinizden kim o ayda hazır olur (misafir olmayarak bulunur)sa, onu (orucunu) tutsun. Kim de hasta olur, yahut bir sefer (yolculuk) üzere ise, o halde başka günlerden (oruç tutmadığı günlere karşılık) sayılı günler orucunu kaza etsin. Allah size kolaylık diler, size zorluk dilemez. (Allahü Teala bütün bunları meşru etti) ta ki (dininin hükümlerini öğrenesiniz) sayıyı (Ramazan-ı Şerif günlerinin sayısını da) tamamlayasınız ve sizi (tutamadığınız günleri nasıl kaza edeceğinizi bilmeye, böylece mesuliyetten kurtulmanın yoluna) hidayet ettiğinden dolayı Allah’ı tekbir edesiniz (büyük tutasınız) ve (bütün bunlara karşılık) şükredesiniz.” Bakara Suresi: 185


“Ramazan-ı Şerif ayı”: Ramazan, Allahü Teala’nın (c.c) isimlerinden bir isimdir. Bu yüzden “Ramazan geldi” demeyiniz, “Ramazan ayı geldi deyiniz” diye rivayet edilmiştir. Bazı alimler sadece “Ramazan” denilmesini men etmişlerdir. Doğru olan, bu şekilde söylemenin de sahih olmasıyla birlikte, evla olan Ramazan Ayı veya Ramazan-ı Şerif demektir.

“Kur’an-ı Kerim’in kendisinde indirildiği aydır”: Kur’an-ı Kerim’de evvelkilerin ve ahirkilerin ilmi vardır. Ayet-i kerimede haber verilen inzal (indirilme), Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesi’nde Levh-i Mahfuz’dan Beytül İzze’ye topluca indirilmesidir. Sonra Hazreti Cebrail (a.s), yirmi üç senede Allahü Teala (c.c) diledikçe ayet ayet, sure sure indirmiştir.

“Kur’an-ı Kerim, insanlara hidayettir”: İnsanları kendisinde bulunan mucizeler, hikmetler ve mev’izalarla dünya ve ahirette kendilerine faydalı olan şeylere ve dalaletten hak yola hidayet eder.

“Doğru yolun ve hak ile batılı ayırt eden hükümlerin nice açık delilleridir.”

“İçinizden kim o aya erişirse orucunu tutsun”: Kim, şehirlerde veya köylerde mukim olursa ve Ramazan-ı Şerif ayı girerse o ayın orucunu tutsun. Kim de seferi olursa oruç tutmaması mübah olur. O aya erişen akıllı, buluğa ermiş ve sağlıklı kimselere oruç farzdır. Çocuk veya deli olan bir kimse mukim olarak o aya erişirlerse de kendilerine oruç farz olmaz.

“Kim de hasta olur, yahut bir sefer üzerinde bulunursa, başka günlerde oruç tutamadığı günler sayısınca orucunu kaza etsin”: Hasta olan kimseler mukim de olsa, seferi olan kimseler de sıhhatli de olsa oruç tutmayıp sonra kaza edebilirler.

“Allah (c.c) size kolaylık diler”: Onun için hasta veya yolcu olan kimseye oruç tutmamayı mübah kılmıştır. Zira Allahü Teala (c.c) dinde hiçbir güçlük kılmamıştır.

“Güçlük istemez”: Size olan engin merhameti ve şefkati sebebiyle hasta ve seferi olanlara oruçla meşakkat vermeyi istemez.

Rivayet edildiğine göre “Yüsr (kolaylık) cennetin ismidir. Çünkü bütün kolaylıklar oradadır. Usr (güçlük) ise cehennemin ismidir. Çünkü bütün güçlükler ve zorluklar oradadır.”

Ramazan'ın Manası

Ramazan kelimesinin manası hakkında çeşitli rivayetler yapılmıştır. Bazıları Ramazan, Allahü Teala’nın (c.c) esma-i hüsnasından bir isimdir demişlerdir. Hazreti Cafer-i Sadık’ın (r.a) babasından rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Siz Ramazan demeyiniz, Allahü Teala’nın Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu gibi ‘Şehr-i Ramazan-Ramazan Ayı’ deyiniz” buyurmuştur.

Yine bazı alimler Ramazan-ı Şerif ayına Ramazan denmesinin sebebi, Ramazan’ın günahları yok etmesi ve yakmasından ötürüdür demişlerdir.

Bazı alimler de, kum ve taşların güneşin sıcaklığından kızdığı gibi, ahiret işlerini düşünmek ve konuşmaktan da müminlerin kalplerinde tesir ve hararet meydana gelir dediler. Halil’de, Ramazan, sonbaharda yağan yağmur manasında olan ‘rameda’ kelimesindendir. Bu aya Ramazan denilmesi, bu ayın beden ve kalpleri günahlardan temizleyerek pak eylemesi sebebiyledir demiştir.

Ramazan kelimesi beş harften ibarettir. (ر) (Ra) Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) rıdvanına, (م) (Mim) muhabbetine, (ض) (Dad) dımanına, yani koruması ve kefaletine, (ا) (Elif) ülfetine, (ن) (Nun) da nuruna işarettir.

Ramazan-ı Şerif ayı evliya ve Allahü Teala’nın (Celle Celalühü) seçkin kulları için keramettir. Ramazan-ı Şerif ayı, göğsün içindeki kalp, insanlar arasındaki peygamber, şehirler içinde Harem-i Şerif gibidir. Deccal’in Harem-i Şerif’e girmesi yasaktır. Şeytan da Ramazan-ı Şerif ayında tutuklu olup bu ayda insanlara zarar veremez. Peygamberler mücrimlere, yani günahkarlara şefaatçidirler. Ramazan-ı Şerif ayı da oruçlulara şefaatçidir. Kalp, marifet nuru ve imanla süslüdür. Ramazan-ı Şerif ayı da Kur’an-ı Kerim okumak nuru ile süslenmiştir. Ramazan-ı Şerif ayında mağfirete kavuşmayan kimse diğer ayların hangisinde mağfiret olunabilir ki? Bunun için kul, tevbe kapıları kapanmadan tevbe etmeli, Hakk’a inabe ve dönme zamanı geçmeden dönmelidir. Ağlama ve rahmet zamanı geçmeden de ağlamalıdır.

Mukaddes Kitapların Ramazan-ı Şerif Ayında İndirilmesi Hakkındaki Hadis-i Şerifler

Allahü Teala (c.c) bu ayet-i kerime ile oruç ayı olan Ramazan-ı Şerif ayını diğer aylar arasından özellikle seçip methetmektedir. Allahü Teala Ramazan-ı Şerif ayında Kur’an-ı Kerim’i indirerek bu ayı diğer aylar arasında seçmiştir. Ramazan-ı Şerif ayının diğer aylar arasındaki özelliği sadece kendisinde Kur’an-ı Kerim’in indirilmiş olmasıyla kalmamakta olup diğer mukaddes kitapların birçoğu da bu mübarek ayda indirilmişlerdir. Bu konuda rivayet edilen hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

Hazreti Vasile İbn-i Eska’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

“Hazreti İbrahim’in (a.s) sayfaları Ramazan-ı Şerif’in ilk gecesi indirildi. Tevrat Ramazan-ı Şerif’in altıncı gecesi, İncil on üçüncü gecesi, Kur’an-ı Kerim’de yirmi dördüncü gecesi indirildi.”

Cabir İbn-i Abdullah’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Zebur, Ramazan-ı Şerif’in on ikinci gecesi indirilmiştir.”

Ramazan-ı Şerif ayı on bir ayın sultanıdır. Ramazan-ı Şerif ayı ümmetin ayıdır ve bu ayda sevaplar kat kat verilmektedir.

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Receb-i Şerif ayı Allahü Teala’nın (c.c) ayıdır. Şaban-ı Şerif ayı benim ayımdır. Ramazan-ı Şerif ayı ise ümmetimin ayıdır.”

Ramazan-ı Şerif Ayı'nın Fazileti Hakkındaki Hadis-i Şerifler

Ramazan-ı Şerif ayının fazileti hakkında Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) birçok hadis-i şerifi vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesinde kalkar ve ibadet ederse, o kimsenin geçmiş günahları mağfiret olunur. Her kim de Ramazan-ı Şerif orucunu inanarak ve mükafatını ancak Allah’tan umarak tutarsa, o kimsenin geçmiş günahları mağfiret olunur.”

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayının birinci gecesi olunca, şeytanlar ve cinlerin şirretleri zincire vurulur, cehennemin kapıları kapatılır ve hiçbir kapısı açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiçbir kapısı kapatılmaz. Bir münadi (çağırıcı) ‘Ey hayır dileyen! (Hakk’a ibadete) gel! Ey şer dileyen! (Günah işlemekten) vazgeç (artık)!’ diye çağırır. Allah’ın (bu ayda, iftar saatlerinde) cehennemden azat ettiği nice kimseler vardır ve bu, her gecedir.”

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar o ayda zincire vurulur.”

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ümmetime, Ramazan-ı Şerif ayında beş haslet (özellik) verilmiştir ki, onlar kendilerinden evvel hiçbir ümmete verilmemiştir.

  1. Oruçlunun ağız kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
  2. İftar edinceye kadar melekler onlar için istiğfar ederler.
  3. Allahü Teala, her gün cennetini süsler, sonra (ona hitaben) ‘Yakında salih kullarım kendilerinden sıkıntı ve eziyeti atıp sana varacaklar’ buyurur.
  4. O ayda azgın şeytanlar zincire vurulur, binaenaleyh başka aylarda yaptıklarına o ayda ulaşamazlar.
  5. Ramazan-ı Şerif’in son gecesinde (oruç tutan kullar) affolunurlar.”

O zaman ‘Ya Resulallah! O gece Kadir gecesi midir?’ diye sorulunca Efendimiz (s.a.v):

“Hayır, lakin çalışan kişiye ücreti işi bitirdiği zaman verilir” diye buyurdu.

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Beş vakit namaz, bir Cuma’dan diğer Cuma’ya kadar, Ramazan da diğer Ramazan’a kadar, büyük günahlardan sakınıldığı takdirde aralarındaki (günah)ları silerler.”

Hazreti Bera İbn-i Azib’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan’daki Cuma’nın üstünlüğü, Ramazan’ın diğer aylara üstünlüğü gibidir.”

Hazreti Enes’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) ‘Hangi sadaka daha üstündür?’ diye soruldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Ramazan’daki sadakadır” buyurdu.

Hazreti Hazreti Ömer’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan-ı Şerif’te Allahü Teala’yı zikreden affedilmiştir. Ve onda (Ramazan-ı Şerif’te) bir şey isteyen mahrum olmaz.”

Hazreti Aişe’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Cuma salim olursa (mümkün mertebe günahsız, huzuru kalple geçerse) bütün günler salim olur. Ramazan-ı Şerif ayı salim olursa büyün sene salim olur.”

Hazreti Ebu Said’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan-ı Şerif’in ilk gecesi olduğunda gök kapıları açılır. Ramazan-ı Şerif’in son gecesine kadar hiçbir kapısı kapanmaz. Onun herhangi bir gecesinde namaz kılan mümin bir kula mutlaka Allahü Teala (c.c), her secdesine karşılık bin beşyüz sevap yazar ve ona cennette kırmızı yakuttan bir köşk bina eder ki, onun altmış bin kapısı vardır. O köşklerden her biri de kırmızı yakutla donanmış altındandır. Kul, Ramazan-ı Şerif’in ilk günü oruç tuttuğunda, o günden önceki senenin Ramazan-ı Şerif ayının o gününe kadar geçmiş günahları affedilir. Ve her gün, sabah namazından o gün perdeyle örtülünceye (batıncaya) kadar yetmiş bin melek onun için istiğfar ederler. Ve Ramazan-ı Şerif ayında gece veya gündüz yapmış olduğu her secdeye karşılık kendisi için (cennette) öyle bir ağaç olur ki, bir süvari onun gölgesinde beşyüz sene gider.”

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz cennet, seneden seneye Ramazan-ı Şerif ayı için süslenir ve muhakkak huriler, seneden seneye Ramazan-ı Şerif ayının orucunu tutanlar için süslenirler. Ramazan-ı Şerif ayı girince cennet: ‘Ey Allah’ım! Bu ayda kullarından bana nasip ayır’ der. Huriler de: ‘Ey Allah’ımız! Bu ayda bizim için kullarından kocalar kıl’ derler. Her kim o ayda bir Müslüman’a iftira atmaz ve sarhoş edici bir şeyi içmezse, Allahü Teala (c.c) o kimsenin günahlarını siler. Ama her kim de o ayda bir Müslüman’a iftira atar veya sarhoş edici bir şeyi içerse, Allahü Teala (c.c) o kimsenin bir senelik amelini mahveder. Allahü Teala (c.c) size kendilerinde yiyip, içip lezzetleneceğiniz on bir ayı tayin etti, kendisi için ise bir ayı ayırdı. O halde Ramazan-ı Şerif ayında (günah işlemekte)n sakının. Çünkü o, Allahü Teala’nın (c.c) ayıdır.”

Hazreti Selman-ı Farisi’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) Şaban-ı Şerif ayının son gününde hutbe okuyarak şöyle buyurmuşlardır: “Ey insanlar! Çok büyük ve mübarek bir ay sizi gölgeledi (çok yaklaştı). O, kendisinde bin aydan daha hayırlı bir gece (Kadir gecesi) bulunan bir aydır. Allahü Teala (c.c) o ayın orucunu farz, gecesinin kıyamını (Teravih namazını) da nafile kıldı. Her kim o ayda bir hayırla Allahü Teala’ya (c.c) yaklaşırsa, diğer aylarda bir farz eda etmiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farzı eda eden kimse gibidir. O, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. O, iyilik ayıdır. O, kendisinde müminin rızkı artan bir aydır. Her kim o ayda bir oruçluyu iftar ettirirse, günahlarına mağfiret ve boynunun cehennemden kurtulmasına vesile olur ve oruçlunun mükafaatından bir şey eksiltilmeksizin iftar ettirene de onun bir misli verilir. Allahü Teala (c.c), bir yudum süt veya su ile oruçluyu iftar ettirene de bu sevabı verir.

Bir oruçluyu doyurana Allahü Teala (c.c) benim havzumdan öyle bir şerbet içirir ki, cennete girinceye kadar bir daha susamaz. O, öyle bir aydır ki, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden beraattır.

O halde, o ayda dört hasleti çoğaltın. Bunlardan ikisiyle Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisine de mutlaka muhtaçsınız. Rabbinizi kendisiyle razı edeceğiniz iki haslet (لَا اِلٰهَ اِلَّا اللهُ) La ilahe illallah şehadeti ve istiğfardır. Mutlaka onlarsız duramayacağınız diğer iki haslet ise Allahü Teala’dan (c.c) cennet isteyip cehennemden ona sığınmanızdır.”

Hazreti Enes’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allahü Tebareke ve Teala (c.c) eğer göklere ve yere konuşma izni verseydi, elbette Ramazan orucu tutanları cennetle müjdelerlerdi.”

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki cennet bir sene boyunca Ramazan-ı Şerif ayının girmesi için süslenir. Ramazan-ı Şerif ayının ilk gecesi olunca “Müsire” denilen bir rüzgar arşın altından eser. Cennet ağaçlarının yaprakları ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir. Böylece cennet hurileri meydana çıkıp cennetin en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler:

‘Evlenmek isteyen yok mu?’ Allahü Teala (c.c) onu evlendirir. Sonra huriler derler ki:

‘Ey cennet bekçisi! Bu gece nedir?’ Bekçi saygıyla cevap verip:

‘Bu gece Ramazan-ı Şerif ayının ilk gecesidir. Muhammed (s.a.v)’in ümmetinden oruç tutanlar için cennetin kapıları açıldı.” Sonra Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:

“Allah azze ve celle şöyle buyurur:

‘Ey Rıdvan (cennetin bekçisi)! Cennetlerin kapılarını aç. Ey Malik (cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed’in (s.a.v) ümmetinden oruç tutanlara kapa. Ey Cebrail (a.s)! Yeryüzüne in. Şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla. Sonra onları denize at ki, sevgili Habibim Muhammed’in (s.a.v) ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler.” Resulullah (s.a.v) daha sonra şöyle dedi:

“Allah azze ve celle Ramazan-ı Şerif ayının her gecesinde bir münadiye üç defa şöyle nida etmesini söyler: Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim. Hiç tevbe eden yok mu, tevbesini kabul edeyim. Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım. Kim fakire değil, zengine, zalime değil, vefakara borç verecek?” Peygamber Efendimiz (s.a.v) devamla şöyle buyurdu:

“Ramazan-ı Şerif ayının her gününde iftar anında Allah azze ve celle hepsi de cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi cehennemden kurtarır. Ramazan-ı Şerif ayının son günü olunca Allahü Teala (c.c) ayın başından sonuna kadar cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır. Kadir gecesi olunca Allahü Teala (c.c) Hazreti Cebrail‘e (a.s) emreder. Cebrail (a.s) meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kabe’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz. Cebrail (a.s) o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail (a.s) bu gece melekleri teşvik eder. Onlardan her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selam verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara ‘Amin’ derler. Bu iş, fecir vaktine kadar devam eder. Fecir doğunca Cebrail (a.s): ‘Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız’ der. Melekler:

‘Ya Cebrail (a.s)! Allahü Teala (c.c) Muhammed’in (s.a.v) ümmetinden olan müminlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?’ derler. Cebrail (a.s) şöyle cevap verir:

‘Allahü Teala (c.c) bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç.” Ravi der ki:

‘Ya Resulullah (s.a.v)! Onlar kim?’ dediğimizde buyurdu ki:

“İçki içmeye devam eden, ana babasına asi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.”

‘Ya Resulullah (s.a.v)! Müşahin nedir?’ dedik.

“İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir.” buyurdu.

“Bayram gecesi olunca bu geceye mükafat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allahü Teala (c.c) melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp:

‘Ey Muhammed (s.a.v) ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahları bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız’ derler. Onlar namazgahlarına çıkınca Allahü Teala (c.c) meleklere:

‘İşini yapan işçinin mükafatı nedir?’ buyurur. Melekler:

‘Ey yüce Allah’ımız ve Mevlamız! Onun mükafatı, ücretini tam vermendir’ derler. Bunun üzerine Allahü Teala (c.c):

‘Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, ben onlara Ramazan-ı Şerif ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim’ deyip şöyle devam eder:

‘Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün benden ahiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım. İzzetim hakkı için siz beni gözettiğiniz müddetçe ben de sizin hatalarınızı örterim. İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil rüsvay etmem. Siz beni razı ettiniz, ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz’ buyurdu.

Bu sebeple melekler sevinir ve Ramazan-ı Şerif’in sonunda iftar ettiklerinde Allahü Teala’nın (c.c) bu ümmete vereceği mükafatı müjdelerler.”

 Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Kim Ramazan-ı Şerif ayına Mekke’de yetişir de oruç tutar ve kolayına geldiği şekilde teravih namazını kılarsa, Allahü Teala (c.c), o kimseye o Ramazan-ı Şerif’in dışında yüzbin Ramazan-ı Şerif ayı sevabını verir. Ve her günü için bir köle azat etmiş kadar sevap yazar. Her gecesi için de bir köle azat etmiş kadar sevap yazar. Her gün Allahü Teala (c.c) yolunda bir at yükü miktarınca tasadduk etmiş kadar sevap alır. Her gün sevap ve her gece sevap…”

Hasen, babası Malik’ten, o da babası Huveyris’den (r.a) rivayet etmiştir: Peygamber Efendimiz (s.a.v) minbere çıktı. Birinci basamağa çıkınca “Amin” dedi. Sonra ikinci basamağa çıktı ve “Amin” dedi. Sonra üçüncü basamağa çıktı ve yine “Amin” dedi. Daha sonra şöyle dedi:

“Bana Cebrail (a.s)gelip:

‘Ya Muhammed (s.a.v)! Kim Ramazan-ı Şerif ayına erişir de bağışlanmazsa, Allahü Teala (c.c) o kimseyi (ilahi rahmetinden) uzaklaştırsın’ dedi. Ben de ‘Amin’ dedim. Sonra Cebrail (Aleyhisselam):

‘Kim ana babasına veya onlardan birine yetişir de cehenneme girerse, Allahü Teala (c.c) onu (ilahi rahmetinden) uzaklaştırsın’ dedi. Ben de ‘Amin’ dedim. Sonra yine Cebrail (Aleyhisselam):

‘Sen kimin yanında anılırsın da üzerine salavat getirmezse, Allahü Teala (c.c) onu (ilahi rahmetinden) uzaklaştırsın’ dedi. Ben de yine ‘Amin’ dedim.”

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Bu ayınız sizi Resulullah’ın (s.a.v) yemini ile gölgeledi. Müslümanlar için bu aydan daha hayırlı hiçbir ay geçmemiştir. Münafıklar için de bu aydan daha kötü hiçbir ay geçmemiştir. Şüphesiz ki Allahü Teala (c.c) mümini bu aya girdirmeden önce, sevabını ve nafilelerini yazar. Münafığın da bu aya girmeden önce günahını ve şekavetini yazar. Çünkü mümin ibadeti (iyi eda edebilmek için) bu ayda yiyecek hazırlar. Münafık ise bu ayda müminlerin gafletlerini ve ayıplarını araştırır. Bu bir fırsattır, mümin onu değerlendirir.”

Hazreti Enes’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Bu Ramazan-ı Şerif ayı geldi. O ayda cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır. Ramazan-ı Şerif ayına yetişip de (fırsatı değerlendirerek faydalanıp) günahları bağışlanmayanlardan uzaklaştırmak için o ayda şeytanlara kelepçe vurulur. Kul, Ramazan-ı Şerif ayında günahlarını affettirmeye çalışmazsa, ne zaman çalışacak?”

Hazreti Ebu Said el-Hudri’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki Ramazan-ı Şerif ayı ümmetimin ayıdır. İçlerinden hastalananlar olur, onu ziyaret ederler. Bir Müslüman yalan söylemeden ve gıybet yapmadan oruç tutar, iftarını helal rızıkla yapar, farzlarını gözetip karanlıkta yatsı ve sabah namazına (camilere) giderse yılanın derisini değiştirip çıktığı gibi günahlardan kurtulup çıkar.”

Hazreti Ebu Said el-Hudri’den (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Allahü Teala (c.c) Ramazan-ı Şerif’in her gün ve gecesinde cehennemi hak eden bir takım kimseleri bağışlar. Bir de Ramazan-ı Şerif’in her gün ve gecesinde her Müslümanın kabul olacak bir duası vardır.”

Hazreti Ömer b. Hattab’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan-ı Şerif ayında Allahü Teala’yı zikreden bağışlanır ve Allahü Teala’dan isteyenin isteği geri çevrilmez.”

Mektubat-ı Rabbani'de Ramazan-ı Şerif'in Fazileti

İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretleri Mektu-bat’ında şöyle buyurmaktadır:

“Bilinmelidir ki, Ramazan-ı Şerif ayı, çok büyük bir aydır. Bu ayda, namaz, zikir, sadaka gibi yapılan her nafile ibadet, Ramazan-ı Şerif ayının dışında yapılan bir farzı edaya denktir. Bu ayda bir farz eda eden ise, diğer aylarda yetmiş farz eda etmiş gibidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki: “Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse günahları affolur. Boynu cehenemden azat olur ve iftar ettirdiği kişinin ecrinden bir şey eksilmeden bir mislini de iftar ettiren alır.”

Bu ayda kölesinin ve işçisinin işini hafifleteni Allahü Teala (c.c) affeder ve cehennemden azat eder. Ramazan-ı Şerif ayı girdiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) bütün esirleri salar ve isteyene izin verirdi. Bu ayda hayırlara muvaffak olan kişiye o senenin tamamında Allahü Teala’nın (c.c) muvaffak kılması refik (yoldaş) olur. Bu ay huzuru kalp olmaksızın (dağınıklık üzere) geçerse, bütün sene dağınıklık üzere geçer. O halde bu ayı ganimet bilerek bu ayda huzuru kalbi kazanmaya çok çalışmak lazımdır.

Allahü Teala (c.c), Ramazan-ı Şerif ayının gecelerinden her birinde cehenneme girmeye layık olmuş kişilerden binlercesini mağfiret eder ve bu ayda cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur, rahmet kapıları açılır.

İftarı acele yapıp sahuru geç yapmak sünnetlerdendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu hususta çok mübalağa göstermiştir. Çünkü bu hal, ihtiyacı ortaya koymaktan ibarettir ki, kulluk makamına da bu yaraşır. Hurma ile iftar etmek de sünnettir.

Teravih mamazını eda etmek ve bu ayda Kur’an-ı Kerim’i hatmetmek sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet)dendir ve çok büyük bereketler kazandırır. Allahü Teala (c.c) bizi Habibi (s.a.v) hürmetine muvaffak eylesin. Amin!”

Ramazan-ı Şerif ayı ayların efendisidir. Kur’an-ı Kerim’in inişi bu ayda başlamıştır. Ramazan-ı Şerif ayı, Allahü Teala’ya (c.c) itaat ve ibadet, iyilik ve ihsan, mağfiret, rahmet ve rıdvan ayıdır. Ramazan-ı Şerif ayı içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunmaktadır. Ramazan-ı Şerif ayı mümin kulun, din ve dünya işlerinin düzeltilmesine yardımcıdır. Ramazan-ı Şerif ayı duaların çokça kabul edildiği bir aydır.

Ramazan-ı Şerif ayı, fazilet bakımından diğer aylardan kat kat üstündür. İbrahim Nehai (rahmetullah) buyurdu ki: “Ramazan-ı Şerif’teki bir oruç bin oruçtan, bir tesbih diğer aylardaki bin tesbihten, bir rekat diğer aylardaki bin rekattan daha üstündür.”

Diğer bir mektupta şöyle buyurmaktadır:

“Şimdi mübarek Ramazan-ı Şerif ayının gelmesini bekliyorum. Bu ay, bütün zati (Allahü Teala’nın (c.c) zatına ait olan) ve şuuni (Allahü Teala’nın (c.c) isim, sıfat ve fiillerine ait olan) kemalatı havi, kendisine zılliyetin (zat-ı bahta gölgelik) asla arız olmaması bakımından asıl (zat) dairesinde bulunan Kur’an-ı Kerim ile tam bir münasebeti haizdir. İlk kabiliyet de onun gölgesindedir. İşte bu münasebet sebebi iledir ki Kur’an-ı Kerim, Ramazan-ı Şerif ayında indirilmiştir. Nitekim “O Ramazan-ı Şerif ayı, Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır” ayet-i kerimesi de bu gerçeği doğrulamaktadır.

Bu münasebetle Ramazan-ı Şerif ayı, bütün hayır ve bereketleri kendisinde toplamıştır. Sene içinde herhangi bir yolla kişiye ulaşan hayır, kadri yüce olan Ramazan-ı Şerif ayının bereket deryasında bir damladır. Bu ayda sağlanan cem’iyet (masivadan yüz çevirme ve dikkati yüce Allah’a (c.c) yönelme noktasında toplama) sene boyunca elde edilecek olan cem’iyetin sebebidir. Bu ayda tefrikaya (dikkati dağıtma, insanın kendisini masivaya bırakıp kalp huzurunu bozması) kapılmak, sene boyu tefrikaya yol açmaktadır.

Ramazan-ı Şerif ayının hakkını veren kimseye ne mutlu! Ramazan-ı Şerif ayının hakkını veremeyen kimseye de yazıklar olsun. O kimse, bereketlerden ve hayırlardan mahrum kalmıştır.

Ramazan-ı Şerif ayında Kur’an-ı Kerim hatminin sünnet oluşu, asli ve zılli bütün kemalata erişmek vasıtasıyla olur. Bu ikisini cem eden kimsenin, Ramazan-ı Şerif’in bereket ve hayırlarından mahrum kalmaması umulur. Bu ayın gündüzlerinde bulunan bereket, diğer aylarınkine benzemez. Gecelerinde bulunan hayır da, başka ayların geceleri ile kıyas edilemez. Belki de iftarı erken yapmanın, sahuru da geciktirmenin evla oluşu hakkındaki hüküm, iki vaktin cüzlerini birbirinden tamamen ayrıştırmak içindir.”

Bir diğer bir mektupta şöyle buyurmaktadır:

“Bilmelisin ki, zati şuunlar arasında bulunan kelam şe’ni daha önce de değinildiği üzere zati kemallerin ve sıfatlarla ilgili şuunların hepsini toplayıcıdır. Ramazan-ı Şerif ayı da bütün hayır ve bereketleri toplar. Hayır ve bereketlerin hepsi Allahü Teala ve Tekaddes Hazretlerinin zatından akmaktadır ve O’nun şuunlarının bir sonucudur. Varlık sahnesinde ortaya çıkan şer ve noksanlıkların hepsinin kaynağı ise hadis (sonradan olan) zat ve sonradan yaratılan sıfatlardır. “Ey insanoğlu! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Sana ne kötülük dokunursa kendindendir” ayet-i kerimesi bu konuda açık ve kesin olan bir nastır.

O halde bu ayın tüm hayır ve bereketleri, kelam şe’ninde toplanan zati kemalatın neticesidir. Kur’an-ı Mecid de bu cami (kapsayıcı) olan şe’nin hakikatının tamamından hasıl olmuştur. Dolayısıyla Kur’an’ın tüm kemalatı toplaması ve bu ayın da o kemalatın sonuçlarını ve semerelerini içermesi açısından bu mübarek ayın Kur’an ile tam bir münasebeti vardır. İşte bu münasebet, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmesinin sebebi olmuştur. Allahü Teala (c.c) şöyle buyurmuştur: “Ramazan-ı Şerif ayı, insanlara yol gösteren, hidayeti, doğruyu ve yanlışı ayırt edip açıklayan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır.”

Bu aydaki Kadir Gecesi, bu ayın hülasası ve özüdür. Kadir gecesi çekirdek mesabesinde olup bu ay da o çekirdeğin kabuğu yerindedir. Ramazan-ı Şerif ayı, cem’iyyet haline bürünmüşken bir kimseye uğrarsa ve o kişi de bu ayın hayırlarından ve bereketlerinden nasiplenirse tüm sene boyunca cem’iyyete ulaşmış olur. O aydaki hayırları ve bereketleri elde etmiş olur.

Allahü Teala (c.c), böylesine mübarek olan bir ayda bizleri hayırlara ve bereketlere ulaştırsın ve en büyük nasiple rızıklandırsın.

Peygamberlerin Sonuncusu (s.a.v) “Sizden biriniz orucunu açaçağı zaman hurma ile açsın. Çünkü hurma berekettir” buyurmuş ve de hurma ile orucunu açmıştır.

Hurmanın bereket olması ağacı olan nahlenin insan gibi camiiyyet (kuşatıcılık) ve a’deliyyet (adalet) vasfı üzerine yaratılmış olması sebebiyledir. Bundan dolayı Hazreti Adem’in (a.s)yaratıldığı çamurun arta kalanından yaratıldığı için Peygamber Efendimiz (s.a.v) hurma ağacını “Adem oğlunun halası” olarak isimlendirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Halanız nahleye (hurma ağacına) ikramda bulununuz. Çünkü o, Hazreti Adem’in (a.s)toprağının arta kalanından yaratılmıştır.”

Hurmaya bereket denilmesi, bu camiiyyet (kuşatıcılık) özelliğine itibarla olabilir. Cüz’iyyet alakasına itibarla nahlenin (hurma ağacının) meyvesi olan hurma ile oruç açmak hurmayı, oruç açan kişinin bir parçası yapar ve hurmanın kapsayıcı olan hakikati hurma ile oruç açanın hakikatından bir parça olur. Bu itibarla, hurmayı yiyen kişi, kuşatıcı vasfını taşıyan hurmanın hakikatında var olan sonsuz üstünlükleri toplamış olur.

Bu anlattığımız mana, mutlak olarak hurmanın yenmesinde var olmakla birlikte oruçlunun, engelleyici şehvetlerden ve fani lezzetlerden boşalma anı olan iftar vaktinde yenmesinin tesiri çok daha fazla olur ve bu mana bu vakitte en mükemmel ve en üstün şekli ile gerçekleşir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) “Kişinin hurma ile sahur yapması ne güzeldir” hadis-i şerifi ile kastolunan, -hurma, kendisini yiyen kişinin bir parçası olması hasebi ile- insanın hakikatını tamamlamak olabilir; yoksa insanın beslenmesinin hakikatını tamamlamak değildir. Bu mana, oruç esnasında gerçekleşmeyince bu manayı telafi etmek için hurma ile sahur yapmaya teşvik etmiştir. Hurmanın yenmesi diğer tüm yiyeceklerin yenmesindeki faydayı sağlar. Camiiyyet açısından olan bereketi de iftar vaktine kadar devam eder. Besin açısından olan bu mezkur faydası hurma ile beslenmenin şeriata uygun olması ve bir kıl kadar dahi şeriatın hududunu ihlal etmemesi durumunda ancak gerçekleşir.

Aynı şekilde bu faydanın hakikatı, hurmayı yiyen kişinin sureti aşıp mana ve hakikata ulaşması ve zahir yerine batınla mutmain olması durumunda ancak mümkün olur. İşte o zaman yenilenin zahiri, yiyenin zahirine yardımcı olur ve batını da onun batınının tamamlayıcısı olur. Yoksa onun faydası zahiri bir yardımla sınırlı olup onu yiyen de sığlıktan kurtulamaz.

‘Yemeği cevhere dönüştürmeye çalış da,

Ondan sonra ne dilersen onu ye!’

Yani yenilenin yiyeni olgunlaştırması, iftarda acele edip sahuru geciktirmenin sırrıdır.”


Tarih: 10 Şubat 2026
BAĞIŞ YAP