İsra ve Miraç Mucizesi: Peygamberimiz'in (s.a.v.) Semaya Yükselişi
Mirac gecesi fazileti nedir? Miraç gecesinde ne oldu? Miraç ne demek?
Receb-i Şerif ayının 27. gecesi bütün İslam ümmetince mukaddes olarak kabul edilen Mirac Gecesi’dir. Bu gece, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) en büyük mucizelerinden birisi olan İsra ve Mirac hadiselerinin gerçekleştiği gecedir.
İsra ve Mirac Mucizeleri
Miraç Ne Demek?
İsra; gece yürümek, yola gitmek, gece yolculuğu etmek, ettirilmek demektir. Mirac da; yükseğe çıkış aracı demektir.
İsra Hadisesinin Kur'an-ı Kerim'de Açıklanışı
Yüce Allah (Celle Celâlühü), İsra hadisesini, Kur'an-ı Kerim'inde şöyle açıklar:
“Kulunu (Muhammed (s.a.v)) bir gece Mescid-i Haram'dan (alıp) Mescid-i Aksa'ya kadar götüren (Allah'ın (c.c) şanı, her türlü noksanlardan) münezzehtir. (O Mescid-i Aksaya ki) biz, onun etrafına, bereket verdik.
(Bu gece yolculuğunu) ona (o kulumuza), ayetle-rimizden bazısını gösterelim diye (yaptırdık). Şüphesiz ki, O, (asıl) O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla görendir!”
İsrâ: 17/1
Miracın Sebebi
Arz, semaya karşı iftihar ederek şöyle dedi: "Ben senden hayırlıyım. Çünkü Cenâb-ı Hak (c.c) beni; beldeler, denizler, nehirler, ağaçlar, dağlar ve diğer şeylerle süsledi."
Sema ise şu karşılığı verdi: "Hayır, ben senden hayırlıyım. Çünkü güneş, ay, yıldızlar, eflak, burçlar, arş, kürsi ve cennet benim içimde bulunuyor."
Arz tekrar konuştu: "Bütün müminlerin, evliyanın, rasûl ve nebilerin ziyaret ettiği Kâbe (Beytullah) benim içimde."
Sema cevap verdi: "Sema meleklerinin ziyaret ettiği Beyt-i Mamur, nebilerin, rasullerin, evliya ve salihlerin ruhlarının gideceği yer olan cennet benim içimde."
Arz son bir iddia ile konuştu: "Rasullerin efendisi, nebilerin sonuncusu, âlemlerin Rabbisinin sevgilisi ve bütün mevcudatın en üstünü olan, tahiyyatın en ekmeli onun üzerine olsun, Hazreti Muhammed'in (s.a.v.) vatanı benim içimde, şeriatı benim üzerimde icra olunuyor."
Sema bunu işitince, arza cevap vermekten aciz kaldı ve doğrudan Allahü Teâlâ'ya (c.c.) yöneldi: "Ya Rabbi! Sen, Sana dua eden muhtaç kullarına icabet edersin. Ben arzın cevabından aciz kaldım. Hazreti Muhammed'i (s.a.v.) bana yükseltmeni istiyorum. Onun cemali ile arz şereflendiği gibi ben de onun cemali ile şereflenmek ve arza karşı iftihar etmek istiyorum."
Allahü Teâlâ (c.c.) onun duasına icabet etti ve Cebrail'e (a.s.) şöyle vahyetti: "Cennete git, Burak'ı hazırla, onunla Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) git."
Burak'ın Hazırlanışı
Cebrail (a.s.) cennete gitti ve orada otlayan kırk bin Burak gördü. Hepsinin alnında "Muhammed" ismi yazılıydı. İçlerinden bir Burak'ın başı eğik, ağladığını ve gözünden sel gibi yaşlar aktığını gördü.
Cebrail (a.s.) ona sordu: "Neyin var?" Burak şöyle cevap verdi: "Ey Cebrail! Ben kırk seneden beri Muhammed ismini işitirim. Kalbime ismin sahibinin sevgisi düştü ve ona âşık oldum. Bundan sonra yeme ve içmeye ihtiyacım kalmadı. Ben aşk ateşi ile yandım."
Cebrail (a.s.) ona, "Ben seni maşukuna kavuştururum" dedi ve onu eyerleyip gemini vurarak Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) getirdi.
Burak'ın Getirilişi ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Ona Bindirilişi
Yatsı namazından sonra, Peygamberimiz'e (s.a.v.) binmesi için; katırdan küçük, merkepten büyük, beyaz, uzun, Cârud diye anılan, gem vurulmuş ve eyerlenmiş bir hayvan olan Burak getirildi.
Burak'a, Peygamberimiz'den (s.a.v.) önceki peygamberler de binmişlerdi. Hz. İbrahim (a.s.), ona binip Hz. İsmail'i (a.s.) önüne, Hz. Hacer'i (r.anha) terkisine bindirerek Mekke'ye getirmişti. Hz. İbrahim (a.s.) Beyt-i Haram'ı ziyaret için de onun üzerinde gelip giderdi.
Burak ismi, ya renginin son derece parlak (berrak) oluşundan ya da hızlı gidişinin şimşeği (berk) andırmasından dolayı verilmişti. Burak'ın iki bacağında, ayaklarını hızlandırmak için kullandığı iki kanadı vardı.
Peygamberimiz (s.a.v.) Burak'a binmek üzere yaklaşınca, Burak hırçınlaştı. Cebrail (a.s.) elini onun yelesine koyup, "Ey Burak! Sen bu yaptığından utanmıyor musun? Sen Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) mi bunu yapıyorsun? Vallahi, Allah katında ondan daha şerefli bir kimse senin üzerine binmemiştir!" dedi. Bunun üzerine Burak utandı, terledi ve sakinleşti. Peygamberimiz (s.a.v.) Burak'ın üzerine bindi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Cebrail (a.s.), birbirlerini bırakmaksızın Mescid-i Aksa'ya doğru yola koyuldular. Burak, ayağını gözünün alabildiği yerin en son noktasına basarak ilerliyordu.

İsra (Mekke'den Kudüs'e Yolculuk) Esnasında Gerçekleşen Hadiseler
Yolculuk esnasında Peygamberimiz (s.a.v.) birkaç yerde inip namaz kıldı ve Cebrail (a.s.) bu yerleri ona tek tek bildirdi:
- Medine (Yesrib)'de,
- Hz. Musa'nın (a.s.) ağacının dibinde (Medyen),
- Hz. İsa'nın (a.s.) doğduğu yer olan Beyt-i Lahm'da namaz kıldı.
Yol boyunca çeşitli topluluklar ve manzaralar gördü:
- Mücahitler: Ekip biçiyor, biçtikleri hemen yerine geliyordu. Onlar için bir sevap yedi yüze katlanıyordu.
- Namazı Ağırdan Alanlar: Başları taşla eziliyor, ezildikçe eski haline geliyordu.
- Zekât Vermeyenler: Zakkum ve cehennemin kızgın taşlarında sıçrayıp duruyorlardı.
- Zina Edenler: Önlerinde pişmiş ve iğrenç et vardı. Pis eti yiyip pişmişini bırakıyorlardı.
- Emanete Hıyanet Edenler: Sırtlayamayacağı kadar odun yüklenmiş, üstelik yükünü artırıyordu.
- Fitne Çıkaran Hatip ve Yalancılar: Dudakları ateş makasıyla doğranıyor, doğrandıkça eski haline geliyordu.
- Sözünü Geri Alamayanlar: Küçük bir delikten çıkan büyük bir öküz, tekrar içeri girmek istiyor ama giremiyordu.
- Cennetin Sesi: "Ya Rabbi! Bana ehlimi ve vaat ettiklerini getir!" diyordu. Allah (c.c.) da "Her Müslüman senin ehlindir" buyuruyordu.
- Cehennemin Sesi: "Ya Rabbi! Bana ehlimi ve vaat ettiklerini getir!" diyordu. Allah (c.c.) da "Her müşrik ve zorba senindir" buyuruyordu.
Nihayet Beyt-i Makdis'e (Mescid-i Aksa) ulaştılar. Peygamberimiz (s.a.v.) Burak'ı, önceki peygamberlerin bağladığı halkaya bağladı.
Peygamberimiz'in (s.a.v.) İmam Olup Peygamberlere Namaz Kıldırışı
Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa'ya girdi. İçlerinde Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın (aleyhimüsselam) da bulunduğu peygamberler, onun için orada toplanmıştı. Cebrail (a.s.) Peygamberimiz'i (s.a.v.) ileri sürdü ve o, bütün peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı.
Daha sonra Cebrail (a.s.), "Kureyş, Allah'a şerik koşuyor; Hristiyanlar da O'nun oğlu olduğunu iddia ediyor. Şu peygamberlere sor: Yüce Allah için şerik veya oğul olur mu?" dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) sorduğunda, tüm peygamberler tevhid inancını tebliğ etmek üzere gönderildiklerini ve Allah'ın birliğini ikrar ettiklerini söylediler.
Burada Peygamberimiz'e (s.a.v.) içinde şarap, süt ve bal bulunan üç bardak sunuldu. O, süt bulunan bardağı tercih etti. Cebrail (a.s.), "İşte bu, senin ve ümmetinin üzerinde bulunduğu fıtrattır. Şarap size haram kılındı" dedi.
Miraç Yükselişinin Detayları: Kat Kat Semalara Yolculuk
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Beytü'l-Makdis'teki Sahra'nın üzerine çıkarıldığında, olağanüstü bir manzara ile karşılaştı: Miraç adı verilen, tabanı Sahra'da, tepesi semada, nurdan yapılmış ve meleklerin inip çıktığı bir merdiven. İbn İshak'ın rivayetine göre Peygamberimiz (s.a.v.), "Ben şimdiye kadar ondan daha güzel bir şey görmedim" buyurmuştur.
Yedinci Kat Semaya Kadar Olan Yolculuk
Cebrail (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)'i kanadı üzerine koyarak, göğün kapılarına kadar yükseltti. Her sema katında ilginç bir karşılama ve peygamberlerle buluşma yaşandı:
1. Kat Semada: Hz. Âdem (a.s.) ile Buluşma
Kapı açıldığında ilk olarak Hz. Âdem (a.s.) göründü. Cebrail (a.s.), "İşte bu baban Âdem'dir" dedi. Selamlaştıktan sonra Hz. Âdem (a.s.), "Merhaba salih evlat, salih peygamber!" diyerek karşıladı.
2. Kat Semada: Hz. Yahya (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) ile Görüşme
Bu katta Peygamberimiz (s.a.v.), teyze çocukları olan Hz. Yahya (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) ile buluştu. Her ikisi de aynı şekilde "Merhaba salih kardeş, salih peygamber!" diyerek selamladılar.
3. Kat Semada: Hz. Yusuf (a.s.)'ın Güzelliği
Üçüncü katta, güzelliğin timsali Hz. Yusuf (a.s.) ile karşılaştı. Cebrail (a.s.) onu tanıtırken, "İnsanların yarısı güzelliğin bu zatın yanında verilmiştir" dediği rivayet edilir. Hz. Yusuf (a.s.) da diğer peygamberler gibi selamladı.
4. Kat Semada: Hz. İdris (a.s.)'in Makamı
Dördüncü semada Hz. İdris (a.s.) ile buluşuldu. Kur'an'da "Biz onu yüce bir makama yükselttik" (Meryem, 57) ayetiyle işaret edilen bu peygamber de Peygamberimiz (s.a.v.)'i aynı şekilde karşıladı.
5. Kat Semada: Hz. Harun (a.s.)'un Hürmeti
Beşinci katta, Hz. Musa (a.s.)'nın kardeşi Hz. Harun (a.s.) ile görüşüldü. İsrailoğulları'nın büyük peygamberlerinden olan Hz. Harun (a.s.) da "Merhaba salih kardeş, salih peygamber!" diyerek tazim gösterdi.
6. Kat Semada: Hz. Musa (a.s.)'nın Gözyaşları
Altıncı semada, Kelimullah Hz. Musa (a.s.) ile buluşma yaşandı. Peygamberimiz (s.a.v.) ondan ayrılırken Hz. Musa (a.s.) ağlamaya başladı. Sebebi sorulduğunda şöyle dedi: "Çünkü benden sonra bir delikanlı peygamber oldu. Ancak O'nun ümmetinden cennete gireceklerin sayısı benim ümmetimden fazladır."
7. Kat Semada: Hz. İbrahim (a.s.)'in Sırt Dayadığı Makam
Yedinci ve son sema katında, Halilullah Hz. İbrahim (a.s.) ile buluşuldu. İlginçtir ki, Hz. İbrahim (a.s.) sırtını Beyt-i Ma'mur'a dayamış vaziyetteydi. Cebrail (a.s.)'in "İşte bu baban İbrahim'dir" tanıtımından sonra selamlaşıldı ve Hz. İbrahim (a.s.) "Merhaba salih oğul, salih peygamber!" dedi.
Sidretü'l-Müntehâ'ya Geçiş
Yedinci kat semanın ötesine, Sidretü'l-Müntehâ'ya geçildi. Burası, meleklerin ve peygamberlerin bilgilerinin sona erdiği, hiçbir yaratığın ötesine geçemediği sınırdı.
Sidretü'l-Müntehâ'nın Tasviri:
- Meyveleri: Yemen'in Hecer testileri kadar iri
- Yaprakları: Fil kulakları kadar büyük
- Nehirleri: Dört büyük nehir - ikisi zahir (Fırat ve Nil), ikisi batın (cennetteki Kevser ve Selsebil)
- İhtişamı: Allah'ın celâl ve azamet nurunun kapladığı, yakut ve zümrüt gibi cevherlere dönüşmüş, tavsifi imkansız bir güzellikteydi.
Burada Cebrail (a.s.) durdu ve şöyle dedi: "İşte bu Sidretü'l-Müntehâ'dır. Eğer bir adım daha atarsam yanarım." Peygamberimiz (s.a.v.) buradan sonraki yolculuğa Refref ile devam etti.
Refref ile Ötelere Yolculuk
Cennetten gelen yeşil bir Refref (ipek döşek) bütün ufku kapladı. Peygamberimiz (s.a.v.) onun üzerine oturdu. Bu noktada Cebrail (a.s.) geride kaldı. Peygamberimiz (s.a.v.) Refref ile öyle bir makama yükseltildi ki, orada kalemlerin cızırtılarını duyacak kadar yakınlaştı.
Burada bütün sesler kesildi ve ilahî bir hitap geldi: "Korkma ya Muhammed! Yaklaş!" Bu davetle, hiçbir yaratığın erişemediği bir yakınlık makamına, ilahî kabule nail oldu.
Miraç'ın Manevi Hediyeleri
Bu yükseliş sonunda Peygamberimiz (s.a.v.)'e üç büyük hediye verildi:
- Beş Vakit Namaz: Elli vakit olarak farz kılınan namaz, Hz. Musa (a.s.)'nın "ümmetin buna güç yetiremez" ikazı üzerine Peygamberimiz (s.a.v.)'in Rabbine yaptığı niyazlarla beş vakte indirildi, ancak her vakit için on sevap yazılacağı bildirildi.
- Bakara Suresi'nin Son Ayetleri (Âmenerrasûlü): Ümmetine bir koruyucu zırh olarak verildi.
- Büyük Günahların Bağışlanma Müjdesi: Ümmetinden şirk koşmayanların büyük günahlarının (Mukhimat) affedileceği müjdelendi.

Hz. Musa (a.s.)'nın Uyarısı ve Namazın Hafifletilmesi
Bu kısmın önemli bir detayı, Hz. Musa (a.s.)'nın Peygamberimiz (s.a.v.)'e yaptığı tavsiyelerdir. Peygamberimiz (s.a.v.) elli vakit namazla dönerken, her seferinde Hz. Musa (a.s.) ile karşılaştı:
Hz. Musa (a.s.): "Ne ile emrolundun?"
Peygamberimiz (s.a.v.): "Elli vakit namazla."
Hz. Musa (a.s.): "Ümmetin buna güç yetiremez. Ben İsrailoğulları'nı daha hafif şeylerle denedim, yine de başarılı olamadım. Rabbine dön, hafifletmesini iste."
Bu diyalog birkaç kez tekrarlandı ve her seferinde on vakit indirildi. Sonunda beş vakte inince, Peygamberimiz (s.a.v.) "Rabbimden çok istedim, artık utanıyorum" dedi. Oradan ayrılırken bir sesin "Farzımı hafiflettim ve yürürlüğe soktum" dediği işitildi.
Cennet ve Cehennem'in Gösterilişi
Peygamberimiz (s.a.v.) Cennet'e götürüldü. Orada inciden, yakuttan köşkler, Kevser ırmağını ve birçok nimeti gördü.
Daha sonra Cehennem'in bekçisi Malik'in (a.s.) rehberliğinde Cehennem gösterildi. Cehennem öyle kaynayıp kabardı ki, Peygamberimiz (s.a.v.) her şeyi yakalayacağını sandı ve geri çevrilmesini istedi. Orada çeşitli azap sahnelerini müşahede etti ve "Eğer benim bildiğimi sizler de bilmiş olsaydınız, pek az güler ve çok ağlardınız!" buyurdu.
Mekke'ye Dönüş ve Yaşananlar
Peygamberimiz (s.a.v.) aynı gece Burak'la Mekke'ye döndü. Onu bulamayan amcası Hz. Abbas (r.a.) onu aramaya çıkmıştı. Peygamberimiz (s.a.v.) ona İsra'yı anlattı.
Ertesi gün olanları Kureyş müşriklerine anlattığında, onlar şaşkınlıkla karışık bir inkara giriştiler. "Bir aylık mesafe bir gecede nasıl gidilip gelinebilir?" diyerek onu yalanladılar. Hz. Ebubekir (r.a.) ise derhal "O söylediyse doğrudur" diyerek tasdik etti ve bu sebeple "Sıddık" unvanını aldı.
Müşrikler, Peygamberimiz'den (s.a.v.) Beyt-i Makdis'i tarif etmesini istediler. Allah (c.c.) mescidi gözlerinin önüne getirince, en ince detaylarına kadar doğru bir şekilde tarif etti. Ayrıca yolda gördüğü Kureyş kervanlarının yerini, durumunu ve hatta su kaplarından içtiğini haber verdi. Gelen kervanların ifadeleri her şeyi doğruladığı halde, müşrikler "Bu, apaçık bir sihirdir" diyerek iman etmediler.

Miraç'ın Faydaları ve Hikmetleri
- Kademeli İspat: Önce yakın bir yer (Kudüs) anlatılarak doğruluğu ispatlandı, sonra Miraç haberi verildi.
- Hazırlık: Önce yeryüzünde gece yolculuğu (İsra) yaptırıldı, sonra semaya yükseltildi.
- Üstünlük Alameti: Tüm peygamberlere imam olup namaz kıldırmakla, onlara olan üstünlüğü zahir oldu.
- Mükâfat ve İhsan: Namaz gibi büyük bir ibadet ve diğer müjdelere nail oldu.
Miraç'ta Vahy Edilen Bazı Hususlar
Rivayetlere göre Allahü Teâlâ (c.c.) Miraç'ta Peygamberimize (s.a.v.) şunları da vahyetmiştir:
- "Cennet, sen girinceye kadar diğer peygamberlere, ümmetin girinceye kadar da diğer ümmetlere haramdır."
- "Sen olmasaydın, ben âlemleri yaratmazdım."
- Ümmetinin günahlarının affedileceği müjdesi verildi.
- Beş vakit namaz farz kılındı ve namazın "müminin miracı" olduğuna işaret edildi.
- Dünyaya kalben bağlanmaması, muhabbetini Allah'a yöneltmesi, gece namazına (teheccüd) devam etmesi, Cennet'i talep etmesi ve halktan ümidini kesmesi tavsiye edildi.